(3402 S. K. m. 14, 30, 46)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava ve temyize konu 6631, 6736, 7762,9353 ve 9364, parsel sayılı taşınmazların tesbitten önce genel mahkemeye açılan ve görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılan davanın kapsamında kaldığı, davalı hazinenin tutunduğu 4753 ve 5618 sayılı yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara ait olduğu, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Esasen yanlar arasında bu konuda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. 3402 sayılı kadastro kanunun 46/1 maddesi hükmünce koşullarının varlığı halinde bu nitelikteki taşınmazların zilyetleri adına tespit ve tescil edileceği belirtilmiştir.
Dava konusu taşınmazların hazinenin tutunduğu tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı, ne var ki hazinenin dayandığı taşınmazları kapsadığı belirlenen tapu kayıtlarının oluşturulduğu güne kadar adlarına tescil kararı verilen zilyetleri davalılar yararına 3402 sayılı kadastro kanunun 14 ve 46/ 1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen deliller ile yerel mahkemenin hüküm yerinde gösterdiği diğer gerekçelerle belirlenmiştir. Açıklanan nedenlerle davacı hazinenin az yukarıda sözü edilen taşınmazlarla ilgili hükümlere yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi hükmün ONANMASINA, hazineden ilam harcı alınmasına yer olmadığına,
2- Davacı hazinenin dava konusu 5080 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Dava ve temyiz konusu 5080 parsel sayılı taşınmazın tesbit gününden önce Asliye Mahkemesine açılan ve görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılan davanın kapsamında kaldığı dosya içeriği ile belirlendiği, öte yandan askı ilanlarının da yapıldığı bu olguların yerel mahkemenin de kabulünde olduğu dosya içeriği ile belirlenmiştir. Her ne kadar sözü edilen 5080 parsel sayılı taşınmazın malik hanesi doldurulmuş ise de taşınmazın tespitten önce Asliye Mahkemesine açılan görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılan davanın kapsamında kaldığı dikkate alındığında malik hanesinin doldurulmuş olmasının hukuksal bir değerinin bulunmadığı somut olayda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 30. maddesi hükmünün uygulanacağı tespit maliki olarak gösterilen kişi ya da kişilerin bu davanın tarafı olacağı kuşkusuzdur.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek 5080 parsel sayılı taşınmaz hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamış olması isabetsiz, davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 17.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy