(3402 S. K. m. 26)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı AYBA Gen. İnş. Taah. ve Tic. A.Ş. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Dava konusu 670 ada 10 parsel sayılı 128502m2 yüzölçümündeki taşınmaz, dava dışı, aynı ada 8 parsel sayılı taşımaza revizyon gören tapu kaydının miktar fazlası olarak davalı hazine adına tespit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı Ayba Gen. İnş. Taah. ve Tic. A.Ş. tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak kadastro mahkemesine açtığı dava görevsizlik kararı verilerek Asliye Hukuk Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda mahkemenin görevsizliğine görevli mahkemenin Kadastro Mahkemesi olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm davacı tarafında temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın kadastro mahkemesinde görülmesinin zorunlu olduğu gerekçe gösterilerek görevsizlik kararı verilmiştir.
Dava konusu 670 ada 10 parsel sayılı taşınmaz o günde yürürlükte olan 2613 sayılı yasa uyarınca aynı ada dava dışı 8 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kaydının miktar fazlası olarak 29.9.1983 tarihinde davalı hazine adına tespit edilmiştir. Taşınmazın askı ilanlarının 16.4.1985, 17.6.1985 günleri arasında yapıldığı, itirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı tarafın tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak kadastro mahkemesine 10.10.1991 gününde dava açıldığı kadastro komisyonunca oluşturulan kararın 28.9.1991 tarihinde tebliğ edildiği belirlenmiş ise de, tebliğin kime yapıldığı, muhatabın kim olduğu, açık bir anlatımla, komisyon kararını tebellüğ edenin kim olduğu anlaşılamamaktadır. Bu nitelikteki tebligat kural olarak 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve nizamnamesine uygun değildir. Ne var ki, komisyon kararının oluşturulduğu gün ile davanın açıldığı gün dikkate alındığında, davanın yasal süresinde açıldığı saptanmıştır. Hal böyle olunca davanın kadastro mahkemesinde görülmesi zorunludur. Kaldı ki, davacı taraf Mayıs 1335 tarih 89 sayılı sicilden gelen tapu kayıtlarına dayanmıştır. Sözü edilen tapu kaydının tedavüllerinin tespit gününden sonra oluşması kadastro tespitinden sonra, doğan yenilik doğurucu hak olarak nitelendirilemez.
Sonuç: Bu olgular dikkate alındığında Mardin Asliye Hukuk Mahkemesince oluşturulan görevsizlik kararında bir isabetsizlik bulunmadığından davacının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün açıklanan nedenlerle ONANMASINA, peşin yatırılan 5.800.000 lira (5.80 YTL) harcın istek halinde davacıya iadesine, 09.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy