(3402 S. K. m. 12) (1086 S. K. m. 180)
Dava: Kadastro tespitine dayalı olarak oluşan tapu kaydının iptali istemiyle açılan davada mahkemece verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı Cafer Köksal mirasçıları Emine Köksal ve paydaşları tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Dava konusu 4638 parsel sayılı 3540 m2 yüzölçümündeki taşınmaz dava dışı 3475 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kaydının miktar fazlası olarak davalı hazine adına tesbit ve tescil edilmiştir. Davacı Cafer Köksal tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm Cafer Köksal mirasçıları Emine Köksal ve paydaşları tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava niteliği ve içeriği itibariyle 3402 sayılı kadastro kanunun 12. maddesi hükmüne dayalı kesinleşen kadastroya karşı açılan dava niteliğindedir.
Saptanan dava niteliğine göre uyuşmazlığın sağlıklı bir biçimde çözüme kavuşturulabilmesi için somut olayda keşif yapılmasının zorunlu olduğu dosya kapsamıyla belirlenmiştir. Ne var ki, dava dosyası mahkemece keşfe hazır hale getirilmemiştir. Özellikle tapu kaydı uygulamasına ilişkin olmak üzere yerel bilirkişi adayları mahkemece belirlenmemiştir. Mahkemece davacı tarafın kendisine verilen kesin öneli yerine getirmediğinden söz edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Dava genel mahkemede görülmektedir. Konuyu düzenleyen usulün 180/1 maddesi hükmünün 1. bendi dikkate alınarak aynı yasanın 2. bendi hükmü uyarınca işlem yapılmamıştır. Daha açık bir anlatımla orada belirtilen 10 günlük süre kesin süredir. Kural olarak kanuni süreler ayrık haller dışında artırılamaz, yada eksiltilemez. Bu olgunun eşliğinde somut olaya bakıldığında 14.9.2004 günlü oturum ara kararının 2. nolu bendinin yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Gerçekten aynı oturum ara kararının 5. nolu bendinde ise yerel bilirkişilerin mahallinden teminine ve aynı günlü oturumun 6. nolu ara kararında ise tarafların tanık listesi sunduklarında ve dinletmek istedikleri tanıkları keşif mahallinde hazır ettiklerinde dinlenmelerine karar verilmiştir. Kural olarak tarafların yerel bilirkişi adaylarını ve tanıklarını keşif mahallinde hazır bulundurma mecburiyetleri yoktur. Gerekli masrafları yatırmak adı geçenlerin tebliğe elverişli adreslerini ve kimliklerini bildirmek koşulu ile yerel bilirkişi ve tanıkların 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesi uyarınca keşif günü, saati ve yerinden söz edilerek davetiye ile celbi gerekir. Kuşkusuz usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen gelmeyen yerel bilirkişi ve tanıkların mahkemece (ihzaren) zorla getirilebileceği yasa hükmüdür. Hal böyle olunca davacı tarafa verilen kesin önelin ve bu doğrultudaki ara kararlarının hukuksal sonuç doğurmadığının kabulü gerekir.
Sonuç: O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için taraflardan yerel bilirkişi adayları ile tanıklarının kimliklerini ve tebliğe elverişli adreslerini gösterecek şekilde mahkemeye bildirmeleri istenmeli, gerektiğinde yerel bilirkişi adaylarının Kaymakamlık aracığıyla saptanması, bundan sonra keşif giderleri ile ilgili olarak davacı tarafa yöntemine uygun şekilde ve kesin önelin gereklerini yerine getirmemenin sonuçlarını da gösterecek biçimde kesin önel verilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz Cafer Köksal mirasçıları Emine Köksal ve paydaşlarının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy