(3402 S. K. m. 13, 14, 18, 19) (1086 S. K. m. 151)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Arif ve Havva mirasçısı sıfatı ile ve katılan sıfatı ile Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 239 ila 272 parsel sayılı yüzölçümleri tutanaklarında gösterilen dava ve temyize konu taşınmazlar davalı olduklarından söz edilerek malikhaneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespitten önce asliye hukuk mahkemesine davacı Arif ve Havva Yaşar tarafından davalı Sıraç Bozkurt ve arkadaşları aleyhine açılan tapu kaydına dayalı el atmanın önlenmesi davası görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece aktarılan dava dosyası ile dava konusu taşınmazların kadastro tesbit tutanakları birleştirilerek yapılan yargılama sırasında Mehmet Şener de davacılar ile aynı nedene ve miras yolu ile gelen hakka dayanarak Hazine ise davanın kendisine ihbarı üzerine edinme koşullarının taraflar yararına gerçekleşmediğini öne sürerek davaya katılmıştır. Mahkemece hazine ile davacılar ve davaya katılanın davalarının reddine, 239 ve 242 parsel sayılı taşınmazların Sıraç Bozkurt, 240, 244 ve 258 parsel sayılı taşınmazların Mehmet Şener, 241 parsel sayılı taşınmazın Hacı Karadayı, 243 ve 259 parsel sayılı taşınmazların Mustafa Tekin, 245, 246, 248, 249, 250, 251, 253, 254, 255, 256, 257, 260, 263, 269, 270 ve 271 parsel sayılı taşınmazların sırası ile Cuma Şengül, Leyla Şengül, İbrahim Yıldız, Kaya Yıldırım, Şerif Karacan, Şerife Yıldırım, Zekeriya Yiğit, Sadullah Karacan, Muzaffer Karacan, Akif Babacan, Hamdi Çeribaşı, Zülfikar Şahin, Bedri Karadayı, Reşit Kılıç, Sabri Yaşar ve Musa Babacan adlarına, 247 parsel sayılı taşınmazın eşit paylarla Kaya ve Ahmet Babacan adlarına, 266 ve 272 parsel sayılı taşınmazların İbrahim Yaşar adına, 252 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi raporunda (A) harfi ile işaretli 5775 m2 yüzölçümündeki kesiminin ayrı bir parsel numarası altında Celal Şenoğlu adına, aynı haritada (B) harfi ile gösterilen 16425 m2 yüzölçümündeki bölümün ise 252 parsel sayısı altında Osman oğlu Musa Karabacak adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Arif ve Havva mirasçısı sıfatı ile katılan sıfatı ile Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu taşınmazların tespit gününden önce genel mahkemeye açılan ve görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılan davanın kapsamında kaldığı, dava konusu taşınmazlar üzerinde aktarılan davanın açıldığı günde adlarına tescile karar verilen zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13 ve 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Tespite esas alınan tapu kaydı ile davacı Arif ve Havva Yaşar'ın tutundukları tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri doğal nitelikte sınır yerlerinden olup, her yerde bulunması mümkün bulunduğundan sözü edilen tapu kayıtlarının dava ve temyize konu taşınmazlara ait olması mümkün değildir. Gerçekten bu olgu çekişmeli taşınmazların çevresini oluşturan komşu taşınmazın mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edildiği, dava ve temyize konu taşınmazlarla komşu mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen taşınmaz arasında doğal ya da yapay nitelikte bir sınır yeri tarif edilmediğini gösteren eylemli durumla da doğrulanmıştır. Kaldı ki bu nitelikte taşınmazlar içerisinde dere, tepe, çukur, hendek gibi doğal ya da yapay sınır yerlerinin bulunması da mümkündür. Nitekim bu olgu Hukuk Genel Kurulunca da benimsenmiştir. Öte yandan adlarına tescil kararı verilen davalıların taşınmazlar üzerinde sürdürdüğü zilyetliğin görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılan davanın açıldığı günden geriye doğru 10 yıl önce başladığı taşınmazlar üzerinde aktarılan davanın açıldığı günde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmünde öngörülen iktisap sağlayan 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik süresinin dolmadığı, bu nedenle zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davalılar yararına gerçekleşmediği mahkemece yapılan keşif, uygulama, bir kısım davalıların duruşma tutanağına geçen ve usulün 151. maddesi hükmüne uygun biçimde belgelendirilen imzalı beyanları toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular karşısında davaya katılan hazinenin davasının kabulüne, dava konusu taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 18. maddesi hükmü uyarınca katılan davacı Hazine adına tapuya tesciline, taşınmazlar üzerinde bulunan muhdesatların cinsi, adedi, kime ait olduğu ya da kim tarafından meydana getirildiği, taşınmaz üzerindeki konumu belirlenerek 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19. maddesi hükmüne göre tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, katılan davacı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy