(3402 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 21.6.2005 günü belirlenen saatte temyiz eden İbrahim Kapankaya vekili Av. Yılmaz Rona ile aleyhine temyiz istenilenlerden Hüseyin Akburak vekili Av. Çetin Kadan geldiler. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 119 ada 23, 112 ada 153, 114 ada 9, 114 ada 25, 121 ada 31 ve 32, 123 ada 7 ve 26 parsel sayılı taşınmazlardan 9, 25, 32, 7 ve 26 parsel sayılı taşımazlar tapu ve vergi kaydına, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak, 23, 153 ve 31 parsel sayılı taşınmazlar ise miras yoluyla gelen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davacı-davalı İbrahim Kapankaya ile davalı Senem Kapankaya, Bahar ve Medine Akburak, Müslüme Günaydın adlarına 130 ada 27 ve 139 ada 3 parsel sayılı taşınmazlar ise tapu ve vergi kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davacı-davalı İbrahim Kapankaya adına ayrı ayrı tespit edilmiştir. Davacı Hüseyin Akburak ortak miras bırakanları Aşır'dan gelen miras hakkına dayanarak tüm taşınmazlara, davacı-davalı İbrahim Kapankaya ise miras bırakanı, Abdi'den bağış yoluyla geçen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 119 ada 23 parsel sayılı taşınmaz hakkında ayrı ayrı dava açmışlardır. Yargılama sırasında davalar birleştirilmiştir. Mahkemece İbrahim Kapankaya'nın 119 ada 23 parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının reddine, davacı Hüseyin Akburak'ın davasının kısmen kabulüne, 130 ada 27 parsel sayılı taşınmazın 13510.65m2 yüzölçümündeki kesimi ile diğer taşınmazların 1/2 payının davacı Hüseyin Akburak, geriye kalan 1/2 payın ise davalılar adına ve 27 parsel sayılı taşınmazın (A) ve (B) harfleri ile gösterilen kesimlerinin tespit gibi davalılar İbrahim Kapankaya ve paydaşları adına tesciline, muhdesatların beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş, hüküm davacı-davalı İbrahim Kapankaya tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu taşınmazlardan 119 Ada 23, 112 Ada 153, 121 Ada 31 parsel sayılı taşınmazların, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 114 Ada 9, aynı ada 25, 121 ada 32, 123 Ada 26, aynı ada 7, 130 ada 27 ve 139 Ada 3 parsel sayılı taşınmazların ise tapu ve vergi kayıtlarına, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar adına ayrı, ayrı tespit edildiği dosya içeriği ile belirlenmiştir.
İddianın öne sürülüş biçimi, davalı tarafın savunması, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere göre uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme ulaştırılabilmesi için 119 Ada 23, 112 Ada 153 ve 121 Ada 31 parsel sayılı taşınmazlar dışında kalan taşınmazların tespitlerine dayanak yapılan tapu ve vergi kayıtlarının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca, yöntemine uygun şekilde yerine uygulanarak kapsamlarının sağlıklı biçimde belirlenmesi zorunludur.
O halde, öncelikle 119 ada 23, 112 Ada 153, 121 Ada 31 parsel sayılı taşınmazlar dışında kalan dava konusu taşınmazların tespitlerine dayanak yapılan tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte oluşma nedenlerini, duraksamasız gösterecek şekilde ve varsa evrakı müsbiteleri ile birlikte yerel Tapu Sicil Müdürlüğü'nden tespitlere esas alınan vergi kayıtları ise oluşma nedenlerini gösterecek şekilde Özel İdare Memurluğu'ndan yeniden getirtilmeli, bundan sonra, sözü edilen tapu ve vergi kayıtlarının dava dışı başka taşımaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü'nden ayrı, ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise sözü edilen tapu ve vergi kayıtlarının revizyon gördüğü, dava dışı taşınmaz ya da taşınmazlarla dava ve temyize konu taşınmazlarla ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları bir arada gösterecek şekilde, geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğü'nden istenmeli, sözü edilen tapu ve vergi kayıtlarının dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğünün belirlenmesi halinde sözü edilen taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, dava dosyalarının usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca birleştirilip, birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, bu değerlendirme yapılırken davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğer davaların sonucunu etkileyeceğinin anlaşılması halinde, davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığı kabul edilerek, dava dosyalarının usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca birleştirilmesinin zorunlu olduğu düşünülmeli, gerçekten bu olgunun sağlıklı sonuca varmanın ve dava ekonomisine uymanın temel koşulu olduğu düşünülmeli, bundan sonra, yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar, tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde, dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle 119 Ada 23, 112 Ada 153 ve 121 Ada 31 parsel sayılı taşınmazlar dışında kalan, dava konusu taşınmazların tespitlerine dayanak yapılan tapu ve vergi kayıtları 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde yerine uygulanmalı, kuşkusuz, uygulamada tapu kayıtlarının haritaya dayanmaları halinde kapsamlarının haritasına göre belirleneceği göz önünde tutulmalı, ayrıca, uygulamada sözü edilen tapu ve vergi kayıtlarının revizyon gördüğü, dava dışı taşınmaz yada taşınmazlar da dikkate alınmalı, uzman bilirkişiye, tapu ve vergi kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı, ayrı işaret ettirilmeli, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden, yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde, taraflara bu konuda tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, imkan verecek şekilde, ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, dayanılan tapu kayıtların oluşma nedenleri titizlikle irdelenip incelenmeli, iddianın öne sürülüş biçimi dikkate alınarak dayanılan tapu kayıtlarının gerçeği yansıtmayan yolsuz sicil niteliğinde olup, olmadığı araştırılmalı, tutunulan tapu ve vergi kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği, varsa dayanağı kayıt ve belgelerle denetlenmeli, sözü edilen belgelerde dava ve temyize konu taşınmazların ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır tarif edildiği araştırılmalı, tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmayan dava ve temyize konu 119 Ada 23, 112 Ada 153 ve 121 Ada 31 parsel sayılı taşınmazlar ile sözü edilen taşınmazlar dışında kalan dava ve temyize konu taşınmazların tümünün yada bir bölümünün dayanılan tapu ve vergi kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı takdirde, sözü edilen taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden, kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, dava ve temyize konu taşınmazlardan az yukarıda açıklanan ve tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmayan 119 Ada 23, 112 Ada 153 ve 121 ada 31 parsel sayılı taşınmazlar ile bu taşınmazlar dışında kalan diğer dava konusu taşımazların tutunulan tapu ve vergi kayıtlarının kapsamı dışında kalan bölümlerinin öncesinin tarafların kök miras bırakanı, Aşır'a ait olduğu saptandığı takdirde, adı geçenin ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, bu konuda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, bu araştırma ve soruşturma yapılırken, öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan yerleşik görüşe göre, mirasçılar arasında, yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek, terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi miras payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesinin gerekliliği üzerinde durulmalı, ayrıca, paylaşmanın yapıldığı günde, ergin (reşit) olmayan mirasçı varsa kanuni temsilcisi ya da vekili tarafından paylaşmada temsil edilip edilmediği yönü üzerinde durulmalı, öte yandan bir insan ömrüne ulaşacak süre, bir veya bir bölüm taşınmazın eylemli biçimde bir ya da bir bölüm mirasçı tarafından kullanılmış olmasının mirasçılar arasında paylaşmanın yapıldığının kesin kanıtı olmadığı, bu hukuksal olgunun diğer yan delillerle doğrulanmasının gerektiği üzerinde durulmalı, mirasçılar arasında yöntemine uygun paylaşma, yapılmamış ise mirasçılardan birinin veya bir bölümünün taşınmazlar üzerinde sürdüğü zilyetliğin tereke adına sürdürülen zilyetlik niteliğinde olduğu, mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımı süresinin işlemeyeceği göz önünde tutulmalı, somut olayda paylaşma olgusunu paylaşmaya dayanan davalı tarafın kanıtlaması gerektiği düşünülmeli, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık anlatımları arasında aykırılık bulunduğu takdirde, tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı, ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile tespit tutanağı bilirkişilerin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı-davalı İbrahim Kapankaya'nın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Sonuç: Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davacı-davalı İbrahim Kapankaya yararına takdir ve tespit olunan 400.000.000. lira (400 YTL) avukatlık parasının davacı Hüseyin Akburak'dan alınarak davacı-davalı İbrahim Kapankaya'ya verilmesine, 21.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy