(3402 S. K. m. 9, 16) (1086 S. K. m. 53, 76)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 127 ada 69 parsel sayılı 1999.81 m2 yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydına, miras yoluyla gelen hakka ve paylaşmaya, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davacı Fatma Akay adına tesbit edilmiştir. Davacılar Dudu Çetin ve Hatice Yılmaz miras yoluyla gelen hakka dayanarak Fatma Akay aleyhine ve davacı Fatma Akay ise taşınmazın bir bölümünün kesilerek hazine adına yazıldığını öne sürerek ve satın alma yoluyla geçen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sırasında davacı Fatma Akay 69 parsel sayılı taşınmaza yanlışlıkla dava açtığını, 188 parsel sayılı taşınmaza dava açacağını duraksamasız belirtmiştir. Yargılamada davalı hazine kendisini Avukat Sait Yurttakal ve Avukat Filiz Sarkaya ile temsil ettirmiştir. Mahkemece davanın reddine, 127 ada 69 parsel sayılı taşınmazın davalı-davacı Fatma Akay adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, dava dilekçesi içeriğine, özellikle iddianın öne sürülüş biçimine göre;
Davacı Fatma Akay kendi adına tespit edilen 69 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik olduğunu öne sürerek 10.9.2001 havale günlü dava dilekçesinde aynen tespitlerin iptali ile 12 ada ve 69 parsel sayılı tarlanın tespitlerinin iptali ile Hazineye ait olarak ayrılan kısmın benim tarlama eklenerek ve birleştirilerek taşınmazın adına tesbit ve tescili istemi ile dava açtığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacı Fatma Akay'ın davasının kendi adına tespit edilen 69 parsel sayılı taşınmazın batı sınırını oluşturan kadastro sırasında 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen 188 parsel sayılı taşınmaza yönelik olduğu kuşkusuzdur. Kural olarak maddi olayları bildirip açıklamak taraflara hukuksal neden ya da nedenleri belirlemek mahkemeye aittir. Bu hukuksal olgular usulün 76. maddesi hükmünde duraksamasız vurgulanmıştır. Kural olarak meraların çıplak mülkiyeti Hazine'ye intifaı ise bulunduğu köy ya da belediye tüzel kişiliğine aittir. Hal böyle olunca davacının dava dilekçesinde hazineyi hasım göstermiş olmasında herhangi bir yanılgı bulunmamaktadır. Nitekim az yukarıda açıklanan olgular davacı Fatma Akay tarafından da yargılamada duraksamasız açıklanmıştır. Gerçekten adı geçen davacı 188 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak dava açtığını duraksamasız belirtmiştir. Hal böyle olunca davacı Fatma Akay yönünden 69 parsel sayılı taşınmaz dava dışıdır. Her ne kadar 69 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak Dudu Çetin ve Hatice Yılmaz tarafından dava açılmış ise de açılan davanın reddine ve 69 parsel sayılı taşınmazın Fatma Akay adına tesciline karar verildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Saptanan bu hukuksal olgular karşısında davacı Fatma Akay'ın hazineye husumet yöneltmesinde bir yanılgı bulunmadığına ve 69 parsel sayılı taşınmaz hakkında hazine tarafından açılan bir dava bulunmadığı başkaları tarafından açılan davaya usulün 53 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca hazinenin katılmadığı dikkate alındığında hazine yararına karar yerinde yargılama giderlerinden sayılan avukatlık parasının hüküm altına alınmamış olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı Hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, hazineden ilam harcı alınmasına yer olmadığına, 24.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy