(2709 S. K. m. 36) (4721 S. K. m. 2) (818 S. K. m. 49)
Dava: Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 21.6.2005 günü belirlenen saatte temyiz edenler Çobantur Turizm Tic. ve Nak. Ltd. Şti. ile N. Ç. vekili Av. D. M. K. ile aleyhine temyiz istenilenlerden Koçbank A.Ş. vekili Av. İ. A. geldiler. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Davacı Çobantur Turizm Ticaret ve Nakliyat Limitet Şirketi ile N. Ç. vekili davalı Koçbank Anonim Şirketi vekili ile diğer davalı E. A.'in bir başka davada mahkemeye verdiği 8.5.2002 günlü dilekçede paravan şirket ibaresini kullanarak, davacıların kişilik haklarını onur ve itibarlarını zedelediğini öne sürerek toplam 20 milyar manevi tazminatın hüküm altına alınmasına ayrıca davalı Koçbank A.Ş.tinin basın-yayın yoluyla kınanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı Ertuğrul Aydemir kendisine asaleten ve diğer davalı Koçbank A.Ş.'ne vekaleten savunma sınırlarının aşılmadığını öne sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine, davacı N. Ç. yönünden 300.000.000. TL. ve davacı şirket yönünden 1.300.000.000. TL. vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı Koçbank A.Ş.'ne verilmesine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Genel olarak öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan yerleşik görüşe göre zarar gördüğü varsayılan kişinin kişilik hakkı ile Anayasal ve yasal güvence altında bulunan şikayet ya da savunma hakkının karşı karşıya geldiği durumlarda her somut olaydaki duruma göre, bunlardan birisine diğerine göre üstünlük veya öncelik tanımak gerekir. Bir başka deyişle davacının KİŞİLİK HAKKI davalının savunma ya da HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜ çatıştığı durumlarda şikayet ya da savunma hakkının kötüye kullanıp, kullanılmadığı yönü üzerinde durulmalıdır. Kuşkusuz bu olgu saptanırken davanın dayanağını oluşturan eylemin varlığına ilişkin, dolaylı ve güçsüzde (zayıfta) olsa emare olup olmadığının tesbiti gerekir. Kuşkusuz bu emarelerin ya da belirtilerin mahkumiyeti gerektirecek güçte ve nitelikte olması gerekmez. Teknik anlamda kanıt niteliğinde bulunmasa, dahi bir takım olayların belirtilerin varlığı yeterlidir. YETERKİ ŞİKAYET EDİLİRKEN YA DA SAVUNMA HAKKI KULLANILIRKEN O OLGULAR AŞILMAMIŞ OLSUN öte yandan salt beraat kararı şikayet hakkının hukuka aykırı olduğu sonucunu doğurmaz. Gerçekten suçların kavuşturulması amacıyla yetkili makamlara yapılacak şikayetler ya da savunma hakkının kullanılması için yetkili makam ya da mahkemelere verilen dilekçeler hukuka aykırı sayılmazlar. Ancak Anayasa teminatı altında bulunan her hak ve özgürlük gibi hak arama özgürlüğü de sınırsız değildir. Anayasanın 36. maddesi hükmünde herkesin meşru vasıta ve yollardan yararlanmak suretiyle hak arama hürriyetini kullanabileceği ifade olunarak şikayet ya da savunma hakkının kişilerin aleyhine ve kötüye kullanılamayacağı açıklanmıştır. Bu durumda davalının savunma hakkı ya da hak arama özgürlüğü ile davacının çatışan kişilik haklarının sınırı Medeni Kanunun 2. maddesi hükmündeki ana kurallar uyarınca hakim tarafından büyük bir özenle çizilmelidir. Şikayet ya da dava ve savunma hakkının hukuka aykırı olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için şikayeti ya da başka dava nedeniyle yapılan savunmayı 8.5.2002 günlü dilekçe ile haklı gösterecek olguların bulunmaması veya şikayet hakkının kasten kötüye kullanılmış olması gerekir. Elinde şikayet veya başvuruyu destekleyen bazı emare (belirti) bulunan kişinin eyleminin hukuka aykırılığından söz edilemez. Açıklanan nedenlerle şikayette bulunan ya da somut olayda savunma hakkını kullanan kişi Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi hükmü gereğince manevi tazminatla sorumlu tutulamaz. Dosyadaki yazılara, somut olayın nicelik ve niteliğine az yukarıda saptanan hukuksal olgular ile kararın dayandığı deliller ile gerektirici hukuki sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı tarafın sair temyiz itirazları yerinde değildir. Dava niteliği ve içeriği itibariyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verildiğine göre karar yerinde davalı Koç Bank A.Ş. yararına 350.000.000 lira maktu avukatlık parasının hüküm altına alınması gerekirken nisbi ücreti vekalete hükmedilmiş olması isabetsiz davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de yanılgının düzeltilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hüküm fıkrasının 6-b bendinin hüküm yerinden çıkarılmasına, yerine istemin niteliği mahkemece davanın reddine karar verildiği, bu nedenle hükmün sonucu göz önüne alınarak asgari avukatlık ücret tarifesinin 10/3 maddesi hükmü uyarınca dava tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre takdir ve tespit olunan 350.000.000 lira maktu ücreti vekaletin davacılardan alınarak vekille temsil edilen davalı Koçbank A.Ş.'ne verilmesine sözlerinin yazılmasına hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA,
Sonuç: Yargıtay duruşmasında kendisi vekille temsil ettiren davalı Koçbank A.Ş. yararına takdir ve tespit olunan 400.000.000 avukatlık parasının davacılardan alınarak davalı Koç Bank A.Ş.ne verilmesine, hüküm düzeltilerek onandığından peşin alınan harcın istek halinde davacılara iadesine, 21.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy