(3402 S. K. m. 14, 16) (1086 S. K. m. 151)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine ile davaya katılan F. Arı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Davacı hazinenin temyizi tüm taşınmazlarla ilgili hükme, katılan davacı F. Arı'nın temyizi ise dava konusu 486 parsel sayılı taşınmazın 30000m2 yüzölçümündeki kesimi ile ilgili hükme yöneliktir.
1- Dava konusu 351 ve 354 parsel sayılı taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olmadığı, dava konusu 351 ve 354 parsel sayılı taşınmazların çevresinde kamu malı niteliğinde eylemli biçimde meranın bulunmadığı tesbit gününde taşınmazlar üzerinde adlarına tescile karar verilen zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacı hazinenin 351 ve 354 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile, 351 ve 354 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükmün ONANMASINA, hazineden ilam harcı alınmasına yer olmadığına,
2- Davacı hazine ile katılan davacı F. Arı'nın 486 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece dava ve temyize konu 486 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı tesbit gününde adına tescile karar verilen zilyet davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine ve özellikle eylemli duruma uygun düşmemektedir. Dava ve temyize konu 486 parsel sayılı taşınmazın kadastro tesbitine bir kayıt ve belge esas alınmadığı gibi yargılama sırasında taraflar bir kayıt ve belgeye de dayanmamışlardır.
Uzman bilirkişi tarafından düzenlenen haritaya göre dava ve temyize konu 486 parsel sayılı taşınmazın kuzey sınırını oluşturan 480 ve 485, batı sınırını oluşturan 481, doğu ve kısmen de güney sınırını oluşturan 487 parsel sayılı taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliğiyle sınırlandırılmak suretiyle tesbit edildikleri anlaşılmaktadır. Sözü edilen komşu taşınmazlarla dava ve temyiz konusu 486 parsel sayılı taşınmaz arasında ayırıcı unsur olarak doğal yada yapay bir sınır yeri tarif edilmemiştir. O halde dava ve temyize konu 486 parsel sayılı taşınmazın sınırlarındaki eylemli meranın bir bölümünü oluşturduğunun kabulü gerekir. Kural olarak meralar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olusun hukukça değer taşımaz.
Hal böyle olunca objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine ve eylemli duruma aykırı düşen uzman ziraatçi bilirkişi raporuna değer verilmesi olanaksızdır. Öte yandan davaya katılan F. Arı'nın 11.6.2004 günlü oturumda duruşma tutanağına geçen ve usulün 151. maddesi hükmü uyarınca belgelendirilen beyanı da az yukarıda saptanan maddi ve hukuki olguları doğrulamaktadır. Mahkemece saptanan bu olgular dikkate alındığında dava ve temyize konu taşınmazın öncesinin kamu malı niteliğinde mera olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davacı hazinenin 486 parsel sayılı taşınmaza yönelen davasının kabulüne, dava konusu 486 parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmasına karar verilmesi zorunludur.
Sonuç: 1- Açıklanan nedenlerle katılan davacı F. Arı'nın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
2- Davacı hazinenin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile 486 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükmün davacı hazine yararına BOZULMASINA, 19.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy