(3402 S. K. m. 36)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Sami Savaşçı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Mahkemece 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmünün uygulanabilmesi için öncelikle dava dosyasının keşfe hazır hale gelmesi daha sonra uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi için keşif yapılmasının zorunlu olması davada kanıtlama yükümlülüğünün keşif giderlerini yatırması için kendisine makul bir kesin önel verilen gerçek ya da tüzel kişiye ait bulunması ve mahkeme hakim ve personeli için belirlenen ücretler dışında kalan yargılama gideri olarak takdir ve tespit edilen keşif giderlerinin de günün ekonomik ve sosyal koşularına, dava ekonomisine uygun bulunması gerekir. Kuşkusuz keşif giderlerinin ve özellikle uzman bilirkişilere ödenecek ücretlerin takdiri mahkemeye ait ise de takdirilik keyfilik değildir. Takdir hakkı kullanılırken objektif kıstasların yerel mahkemece göz önünde bulundurulması zorunludur. Bu olguların ışığı altında somut olaya bakıldığında uzman bilirkişi için takdir olunan 150.000.000 TL (yüz elli milyon) ve her bir yerel bilirkişi için takdir edilen 15.000.000'er TL (on beş milyon) ve tapu kaydının tercümesi için mahkemece takdir ve tespit edilen 80.000.000 (80 milyon) liralık keşif giderleri makul olmadığı gibi tapu kayıt örneğinin tercümesi için takdir ve tespit edilen 80.000.000 TL (80 milyon) lira ücretin de yasal dayanağı bulunmamaktadır. Kural olarak dayanılan tapu kayıtlarının eski Türkçe olması halinde sağlıklı biçimde sözü edilen kayıtların tercüme edilmiş onaylı örneklerinin posta masrafı dışında hiçbir ücrete tabi olmadan Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'nden getirtilmesi olanaklıdır. Mahkemece az yukarda saptanan olgular eşliğinde somut olaya bakıldığında yerel mahkemenin gerekçesinde bir isabet bulunmadığı kuşkusuzdur.
O halde az yukarda saptanan hukuksal olgular eşliğinde taraflardan iddia ve savunmaları doğrultusunda delilleri sorulup saptanmalı, dayanılan tapu kayıtlarının sağlıklı olarak tercüme edilmiş onaylı örnekleri ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğü'nden getirtilmeli, bundan sonra iddia ve savunma doğrultusunda toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve az yukarıda sözü edilen olgular göz önüne alınarak işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de daha önce davaya konu bir bölüm taşınmaz hakkında keşif yapıldığına göre sözü edilen taşınmazlar yönünden yapılan keşfe göre hüküm kurulması gerekirken bu taşınmazlar hakkında da 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmüne göre hüküm kurulması isabetsiz,
Sonuç: Davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy