(3402 S. K. m. 12, 20)
Dava: Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 5.7.2005 günü belirlenen saatte temyiz eden Mehmet Ayık ile aleyhine temyiz istenilenlerden Polat Aydınlı geldiler. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre, dava niteliği ve içeriği itibariyle 3402 Kadastro Kanununun 12. maddesi hükmüne dayalı kesinleşen kadastroya karşı açılan dava niteliğindedir.
Taraflar ayrı ayrı tapu kayıtlarına dayanmışlardır. Yanlar arasındaki uyuşmazlık ortak sınıra ilişkin bulunmaktadır. Uyuşmazlığın bu niteliği dikkate alındığında tarafların tutunduğu tapu kayıtlarının kapsamının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca sağlıklı biçimde belirlenmesi zorunludur. Davacı tarafın dayandığı K.evvel 1338 tarih, 65 sayılı, davacı taraf adına tespit gören dava dışı 13 parsel sayılı taşınmazın tespitine dayanak yapılan tapu kaydında nizalı parsel yönü yol olarak sınır tarif edilmiştir. Dava konusu 664 ada 4 ve dava dışı doğuda komşu 2 parsel sayılı taşınmaza yüzölçümünden fazlası ile revizyon gören davalı tarafın tutunduğu sonraki günlü T.sani 1935 tarih 86 sayılı tapu kaydında ise nizalı parsel yönü yol olarak sınır tarif edilmiştir. Hal böyle olunca, taraflar arasındaki ortak sınırın tarafların dayandığı tapu birbirini yol niteliğiyle sınır tarif ettiği dikkate alındığında ortak sınırın tarif edilen yol yeri olduğunun kabulü gerekir.
Kaldı ki, davacıların dayandığı tapu kaydı davalıların tutunduğu tapu kaydından önceki günlüdür. Bu olgular dikkate alındığında 664 ada 4 parsel sayılı taşınmazın dava ve temyize konu haritasında yeşil renklerle taralı (A) harfi ile işaretli 285,79 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının kapsamında kaldığının kabulü zorunludur.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı Mehmet Ayık'ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 05.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy