(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı-davacılar Kemal ve Kerem Çelik ile davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Hazinenin taraf olmadığı tescil davası sonucunda oluşturulan davacı-davalı Adilhan ve İsmihan Erdoğan'ın tutunduğu 26.9.1953 tarih 72 sayılı tapu kaydının temelini oluşturan 22.7.1953 tarih 1953/20-100 E-K sayılı ilam ile davacı-davalı Adil Han ve İsmihan Erdoğan'ın akdi halefi Abbas Erdoğan ile davacı-davalı Kemal Çelik arasında görülüp sonuçlanan ve 17.4.2003 tarihinde kesinleşen Asliye Hukuk Mahkemesin 25.5.1989 tarih 1984/199-1989/105 E-K sayılı ilamın dayanağı haritaların yerine uygulanması yöntemine uygun bulunmamaktadır. Gerçekten harita ve eki raporlarda uygulamada hangi poligon ve röper noktalar ile sınır yerlerinin esas alındığı, ne biçimde uygulama yapıldığı açıklanmamıştır. Her ne kadar uzman bilirkişi, 26.9.1953 tarih 72 sayılı tapu kaydının dayanağı haritanın uygulama kabiliyeti bulunmadığını raporunda açıklamış ise de, raporda gösterilen gerekçelerin yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Kaldı ki sözü edilen haritada ölçek bulunmamakla birlikte, kenar uzunlukları tarif edilmiştir. Öte yandan sözü edilen haritadan, en azından şeklen yararlanılması, komşu taşınmazlardan gerçek ya da tüzel kişiler adına tesbit edilen taşınmaz yada taşınmazlar var ise sözü edilen sınır yerlerinin değişmez nitelikte sınır yeri olarak kabul edilebileceği de gözönünde tutulmamıştır.
O halde, mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yansız yerel ve uzman bilirkişi fen memuru yada harita yüksek mühendisi veya harita mühendisi hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, 22.7.1953 tarih 1953/20-100 E-K sayılı kesinleşen ilamın dayanağı haritada kenar uzunluklarının tarif edildiği göz önüne alınmalı, 25.5.1989 tarih 1984/199-1989/105 E-K sayılı 17.4.2003 tarihinde kesinleşen ilamın dayanağı haritanın ölçeği ile kadastro paftasının ölçekleri eşitlenmeli, yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle, 26.9.1953 tarih 72 sayılı tapu kaydının dayanağı haritanın kenar uzunluklarından ve şeklinden yararlanmak, 17.4.2003 tarihinde kesinleşen 1984/199-1989/105 E-K sayılı ilamın dayanağı harita ile kadastro paftası çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, sözü edilen tapu kaydı ve kesinleşen mahkeme hükmünün dayanağı haritaların kapsamları bu yolla sağlıklı biçimde duraksamasız belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre, kesin hükmün kamu düzenine ilişkin, istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerektiği ve olumsuz dava koşulu olduğu, kesin hükmün akdi ve irsi haleflerini bağlayacağı özellikle dikkate alınmalı, sözü edilen ilamlarda taraf olmayan ve ilamın taraflarıyla akdi yada irsi ilişkisi bulunmayanlar hakkında ise, sözü edilen kesinleşen ilamların güçlü delil niteliğinde sayılacağı, güçlü delilin aksinin, daha güçlü delille kanıtlanabileceği göz önünde tutulmalı, dava ve temyize konu taşınmazların kesin hükmün kapsamı dışında kalan bölüm yada bölümleri hakkında, yanlar arasındaki uyuşmazlığın, zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği dikkate alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve uygulama yapılmaksızın yasal dayanaktan yoksun uzman bilirkişi raporuna değer verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı-davalı Kemal ve Kerem Çelik ile davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy