(3402 S. K. m. 20, 45)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı K. Özlü ve arkadaşları vekili Av. M. Öztekin tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 122 ada 40 ve 153 ada 2 parsel sayılı sırasıyla 2160.94 ve 4291.97 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar davalı olduğundan söz edilerek malikhaneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespitten önce davacı K. Özlü, Yaşar, Hüsniye ve S. Aslan tarafından davalı K. Aslan, B. Turgay, K. Aslan ve F. Ölmez aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan el atmanın önlenmesi davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların payları da gösterilmek suretiyle Süleyman oğlu Yahya mirasçıları M. Ölmez ve paydaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı K. Özlü ve arkadaşları vekili Av. M. Öztekin tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında yerel mahkemenin yaptığı araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Dava ve temyize konu taşınmazlar hakkında kadastro tespit gününden önce Asliye Hukuk Mahkemesine dava açıldığı sözü edilen davanın görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarıldığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Ne var ki, mahkemece aktarılan davanın kapsamı yöntemine uygun şekilde belirlenmediği gibi dayanılan tapu kaydının uygulaması da yetersizdir. Kaldı ki, iddianın öne sürülüş biçimi davalı tarafın savunması dikkate alındığında somut olayda uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi için dayanılan tapu kaydının malik ya da malikleri ölmüş iseler mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde tapu dışı paylaşmanın yapılıp yapılmadığının saptanması gerekir.
O halde öncelikle dayanılan tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, sözü edilen tapu kaydının dava dışı başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dayanılan tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, aynı tapu kaydına dayalı olarak Kadastro Mahkemesinde dava dışı taşınmazlar hakkında görülmekte olan davalar bulunduğu takdirde usulün 45. ve onu izlemeyen maddeleri hükmü uyarınca kaydın kapsamının sağlıklı biçimde belirlenmesi ve dava ekonomisine uymanın koşulu olarak dava dosyaları birleştirilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle tespit gününden önce Asliye Hukuk Mahkemesine açılan el atmanın önlenmesi davasının dayanağı dava dilekçesi yerel bilirkişiye okunmalı, dilekçede tarif edilen taşınmazlar yerel bilirkişiye arz üzerinde göstertilmeli, bundan sonra kadastro paftası arza ablike edilerek aktarılan davanın konusu taşınmazlar bu yolla duraksamasız saptanmalı, gerçekten 122 ada 40 ve 153 ada 2 parsel sayılı taşınmazların aktarılan davanın konusu olup olmadığı belirlenmeli, taşınmazların aktarılan davanın konusu olduğu saptandığı takdirde dayanılan tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte 3402 sayılı Kadastro Kanunun 20. maddesi hükmü uyarınca yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, tapu kaydının kapsamı bu yolla sağlıklı biçimde belirlenmeli, bu belirleme yapılırken revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar da gözönünde tutulmalı, tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde taraflara bu konuda tanık dinletme olanağı sağlanmalı, tapu kaydının ifraz gördüğü saptandığı takdirde ifraz yoluyla oluşan müfrez kayıtlar aynı yöntemle yerine uygulanmalı, uygulamada ifraz yoluyla oluşan müfrez tapu kayıtlarının kapsamının kök tapu kaydı kapsamı içinde aranmasının zorunlu olduğu düşünülmeli, kuşkusuz kök tapu kaydı yada ifraz yoluyla oluşan müfrez tapu kayıtlarının dayanağı haritalar varsa kapsamlarının haritasına göre çözümleneceği gözönünde tutulmalı, dayanılan kök tapu kaydının yüzölçümünde artırma yapılmış ise, yapılan artırmanın haklı hukuksal bir nedene dayanıp dayanmadığı araştırılmalı, kök tapu kaydının yada ifraz yoluyla oluşan müfrez tapu kayıtlarının dayanağı haritalar bulunduğu takdirde haritaların ölçekleri ile kadastro paftasının ölçekleri eşitlenmeli, yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, tutunulan tapu kaydının dava konusu taşınmazları kapsadığı saptandığı takdirde tapu kayıt maliki ve mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde, dayanılan tapu kaydının kapsamı olan taşınmazların, tapu dışı paylaşılıp paylaşılmadığı araştırılmalı, bu konuda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, kayıt maliki yada mirasçıları arasında yöntemine uygun tapu dışı paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, tapu kaydının kapsamı olan taşınmazların tapu kayıt maliklerinin yada mirasçılarının tümünü bir araya gelerek kendi aralarında kayıt kapsamı olan taşınmazları paylaşmaları her bir mirasçının kayıttan gelen kendi miras payını aldıktan sonra kaydın kapsamı olan diğer taşınmazlardaki miras haklarından vazgeçip geçmediklerinin belirlenmesi, gerekeceği düşünülmeli, ayrıca aktarılan davanın açıldığı güne kadar tapu dışı paylaşmanın bozulup bozulmadığı araştırılmalı, bu konuda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, dava konusu taşınmazların tümü yada bir bölümü aktarılan davanın kapsamı dışında kaldığı takdirde aktarılan davanın kapsamı dışında kalan kesimler yönünden olağan yönteme göre sözü edilen taşınmaz bölümlerinin kadastrosunun tamamlanması için bu bölümlerle sınırlı olarak tutanak ve eklerinin Kadastro Müdürlüğüne geri çevrilmesine karar verileceği düşünülmeli, dava dilekçesinde tarif edilen taşınmazların tümünün aktarılan davanın konusu olmadığı saptandığı takdirde az yukarıda tarif edilen biçimde işlem yapılmalı, başka taşınmazlar aktarılan davanın konusu ise bu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar getirtilerek dava dosyası ile birleştirilmeli, sözü edilen taşınmazlar hakkında az yukarıda vurgulanan hukuksal olgular gözönüne alınarak araştırma ve uygulama yapılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliler birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz davacı K. Özlü ve arkadaşlarının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy