(6831 S. K. m. 2) (3402 S. K. m. 13, 14, 45) (442 S. K. Ek m. 9, 10, 11, 12, 13, 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü.
Karar: Kadastro sırasında 113 ada 7 parsel sayılı 436,37 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 6831 sayılı yasanın değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden ise de, amacına uygun biçimde alınan tapu kaydı ile köy yerleşim sahası olarak düzenlemeye tabi tutulduğu belirtilmek suretiyle davalı Yaylabayır Belediyesi Tüzel Kişiliği adına tespit edilmiştir. Hazine taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın hazine adına tapuya tesciline, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 4.3.2003 tarihli haritalı raporun karara eklenmesine karar verilmiş, hüküm davalı Belediye Tüzel Kişiliği tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu taşınmaz üzerinde tespit gününde zilyet davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13 ve 14. maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Yerel mahkeme, davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının oluştuğu günde temyize konu taşınmazın bölgede yapılan ve tespit gününden önce kesinleşen orman sınırlandırma harita ve tutanağının kapsamında kaldığını bu niteliği ile orman sayılan yerlerden olduğunu, ormanlar için oluşturulan tapu kaydının hukuksal bir değerinin bulunmadığını ve temyize konu taşınmazın daha sonra 6831 sayılı Orman Kanununun değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca davacı hazine yararına orman sınırları dışına çıkarıldığını gerekçe göstermiştir.
Gerçekten dava ve temyize konu taşınmazın bulunduğu bölgede tespit gününden önce 1946 yılında orman sınırlandırılmasının yapıldığı sözü edilen yönetimsel işlemin tespit gününden önce kesinleştiği taşınmazın bölgede yapılan ve tespit gününden önce kesinleşen orman sınırlandırma harita ve tutanağının kapsamında kalarak bu niteliğiyle orman sayılan yerlerden iken daha sonra 1994 yılında 6831 sayılı orman Kanununun değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca davacı hazine yararına orman sınırları dışına çıkarıldığı davalı tarafın tutunduğu dava ve temyize konu taşınmazı kapsadığı belirlenen tapu kaydının 1991 yılında oluştuğu iddia ve savunma mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelerle belirlenmiştir. Kural olarak ormanlar için oluşturulan tapu kayıtlarının hukuksal bir değeri bulunmamaktadır. Öte yandan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 45. maddesi hükmünün konuya ilişen kesimi Anayasa Mahkemesinde iptal edilmiştir. Kural olarak Anayasa Mahkemesince oluşturulan iptal kararları makable şamildir. Daha açık bir anlatımla, Anayasa Mahkemesince oluşturulan iptal kararlarının geriye yürüyeceği kuşkusuzdur. Öte yandan ormanlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımadığı olgusu da tartışmasızdır. Her ne kadar 442 Sayılı Köy Kanununun 3367 Sayılı Kanunla değişik ek 9 ila 14. maddesi hükümleri birlikte dikkate alındığında ve özellikle 3367 sayılı yasanın ek 14. maddesi hükmünde Orman, Turizmi Teşvik, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma, Umumi Hayata Müessir, Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair ve Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri ile ilgili Kanunlar bu Kanunun Kapsamı dışında kaldığı duraksamasız açıklanmıştır. Hal böyle olunca tespit gününde dava ve temyize konu taşınmaz üzerinde zilyet davalı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13. ve 14. maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleşmediğinin kabulü zorunludur.
Sonuç: Mahkemece bu olgular göz önünde tutularak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı tarafın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, peşin alınan ilam harcının mahsubu ile geriye kalan 16.400.000. TL (16,40 YTL) temyiz harcının hükmü temyiz eden davalı taraftan alınmasına, 28.01.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy