(818 S. K. m. 62) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 101 ada 284 parsel sayılı 22.669.77 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalı olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Davacı G. Yılmaz tarafından davalı M. Korkmaz ve D. Ali Özdemir aleyhine genel mahkemeye açılan el atmanın önlenmesi davası görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı G. Yılmaz adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Tapuda kayıtlı olmadığı ve tesbit gününden önce genel mahkemeye açılan ve görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılan davanın kapsamında kaldığı saptanan dava ve temyize konu 101 ada 284 parsel sayılı taşınmazın öncesinin Mehmet oğlu Mehmet Korkmaz'a ait olduğu, adı geçenin sağlığında dava konusu taşınmazı 24.2.1995 günlü senetle Sami oğlu M. Korkmaz'a satıp zilyetliğini devrettiği daha sonra çekişmeli taşınmazı Durali oğlu D.Ali Özdemir'e satıp zilyetliğini devrettiği tesbit gününden önce genel mahkemeye açılan ve görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılan davanın açıldığı günde dava konusu taşınmaz üzerinde Durali oğlu D. Ali Özdemir adına 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Ne var ki, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Az yukarıda vurgulandığı üzere, tapuda kayıtlı olmayan bu nedenlerle menkul mal hükümlerine tabi olduğu belirlenen dava ve temyize konu taşınmazın öncesinin M. Korkmaz'a ait olduğu adı geçenin sağlığında taşınmazı Sami oğlu M. Korkmaz'a satarak zilyetliğini devrettiği dosya içeriğinden anlaşıldığına göre davacı G.Yılmaz'ın tutunduğu 1.3.2000 günlü senedin hukuksal bir değeri bulunmamaktadır. Kaldı ki davacı G. Yılmaz'ın tutunduğu senedin düzenlendiği gün ile kadastro tesbitinin yapıldığı gün dikkate alındığında taşınmaz üzerinde sürdürdüğü bağımsız zilyetliğin iktisap sağlayan 20 yıllık süreye ulaşmadığı da dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Öte yandan köy muhtarı olduğu belirlenen ve tanık olarak dinlenen A. Yılmaz'ın 1.3.2000 günlü senette imzasının ve mührünün bulunmadığı dikkate alındığında sözü edilen senet usulün 297 maddesi hükmüne de uygun değildir. Kaldı ki, adı geçen köy muhtarı A. Yılmaz dava konusu taşınmazın daha önce Sami oğlu M. Korkmaz'a satıldığını bildiği için kendisine getirilen 1.3.2000 günlü senedi imzalamadığını da açıklamıştır. A. Yılmaz 24.2.1995 günlü senetteki imzanın kendisine ait olmadığını belirtmiş ise de, dava konusu taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığı taşınmazın menkul mal hükümlerine tabi olduğu bu nitelikteki taşınmazların satışının şekle tabi olmadığı satışın her türlü delille kanıtlanabileceği zilyetliğin devir ve teslimi ile mülkiyetin satın alana geçeceği dikkate alındığında bu hukuksal olgu sonuca etkili değildir. Kuşkusuz davacı G. Yılmaz koşullarının varlığı halinde görevli ve yetkili mahkemede ödediği satış bedelini Borçlar Kanununun 62 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre satıcısından geri isteyebilir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın reddine, dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. 30 maddesi hükümleri dikkate alınarak Durali oğlu D. Ali Özdemir adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 01.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy