(3402 S. K. m. 14, 15)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davaya katılan F. Deniz tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Dava ve temyize konu taşınmazların tespit gününden önce genel mahkemeye açılan ve görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılan davaların kapsamında kaldığı taşınmazların tutanaklarında belirtilen hukuksal nedenlere dayanılarak davalılar adına dava konusu 367 parsel sayılı taşınmazın ise dava dışı 142 parsel sayılı taşınmazın 20 dönüm fazlası olarak dava dışı hazine adına tespit edildiği mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre bir yada birden fazla taşınmaz hakkında kadastro tespit gününden önce genel mahkemeye dava açıldığı takdirde sözü edilen davanın konusu ve kapsamı olan taşınmazların, kadastro tespitlerinin malikhanelerinin açık bırakılmak suretiyle yapıldığının kabulü gerekir. Yanılgı ile malikhanelerinin doldurulmuş olmasının hukuksal bir değeri bulunmamaktadır. Ne var ki, yanılgı ile malikhanesi doldurulan ve taşınmazlarda tespit maliki olarak görünen gerçek ya da tüzel kişilerin davada taraf olmaları zorunludur. Somut olaya bu açıdan bakıldığında davada dava dışı hazinenin taraf olması zorunludur. Öte yandan 11 ada 142 parsel sayılı taşınmazı ölü Süleyman oğlu Mıstık 147 parsel sayılı taşınmaz ise ölü Mehmet Ali, 363 parsel sayılı taşınmazın ise M. Ali Tan adına tespit edilmiştir. Hal böyle olunca adı geçenlerin mirasçılarının mirasçılardan ölenler varsa onların mirasçılarının da davada taraf olmaları zorunludur.
Öğretide ve Yargıtay uygulamasında taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir.
O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava dışı hazine ile 21.6.1978 tarihinde vefat ettiği belirlenen Ayşe Yavuz mirasçısı Saffet ve Mustafa mirasçıları Mehmet, Mesut ve Fatma Paşa ile 11.7.1971 tarihinde vefat ettiği saptanan Tahsin İnanç mirasçısı S. İnanç ile Tahsin kızı Rahime'nin mirasçıları Kıymet, Kadriye, Gülten, İsmail ve Ayşe Tanrıverdi'nin az yukarıda hazine dışındaki adı geçenlerin mirasçıların, bunlardan da ölenleri bulunduğu saptandığı takdirde mirasçılarının davada taraf olmalarının zorunlu olduğu gözönüne alınarak adı geçen mirasçıların kimliklerinin belirlenebilmesi için ilgili Nüfus Müdürlüğünden ilgililerin tüm mirasçılarını gösterecek şekilde onaylı Nüfus kayıt örnekleri getirtilmeli, bu yolla mirasçıların kimlikleri zabıta aracılığıyla tebliğe elverişli adresleri sağlıklı biçimde belirlenmeli, dava dışı hazine ile az yukarıda adı geçen mirasçılardan ölenler varsa onlarında mirasçılarının kimlikleri ve tebliğe elverişli adresleri aynı yöntemle belirlenerek dava dilekçeleri ve duruşma günü yöntemine uygun şekilde tebliğ edilmeli, husumet yaygınlaştırılarak bu yolla davada öncelikle yöntemine uygun şekilde taraf koşulu oluşturulmalı, adı geçenler yargılamaya geldiklerinde kendilerinden davaya karşı diyecekleri delilleri ayrı ayrı sorulup saptanılmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece davada yöntemine uygun şekilde taraf koşulu oluşturulmaksızın işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz katılan davacı F. Deniz'in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 19.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy