(3402 S. K. m. 5, 30)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 13.09.2005 günü belirlenen saatte temyiz eden M. S. geldi. Gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 230, 254, 255 ve 350 parsel sayılı taşınmazlar tutanaklarında belirtilen hukuksal olgulara dayanılarak taraflar ile dava dışı N. A. ve S. C. adına tespit edilmiştir. Tespit gününden önce Asliye Hukuk Mahkemesine açılan dava ise görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Duraksamasız vurgulamak gerekirse kural olarak görevsizlik kararının işten el çekme niteliğinde olduğu, temyizi mümkün kararlardan bulunduğu dikkate alındığında görevsizlik kararı kesinleşmedikçe, kadastro mahkemesinde duruşma oturumunun açılamayacağı gözönüne alındığında görevsizlik kararının taraflara yöntemine uygun şekilde tebliğ edilerek kesinleştirilmesi zorunludur. Öncelikle yerel mahkemenin bu olguyu göz ardı etmesi isabetsizdir.
Öte yandan kural olarak, kadastro tespit gününden önce, genel mahkemeye açılan bir davanın varlığı halinde dava ve temyize konu taşınmazların malikhanesinin doldurulmuş olmasının hukuksal bir değeri bulunmamaktadır. Ne var ki, yanılgı ile malik hanesinin doldurulmuş olması halinde tespit maliki olarak görünen gerçek ya da tüzel kişilerin davada taraf olması zorunludur. Öte yandan az yukarıda vurguladığı gibi görevsizlik kararları işten el çekme niteliğinde nihai kararlardan olup temyizi kabil kararlardandır. Ne var ki, Dosya içeriğine göre Asliye Hukuk Mahkemesince oluşturulan görevsizlik kararının kesinleştiğine ilişkin bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Dava dosyası içeriğine göre 230 ve 255 parsel sayılı taşınmazların tespit maliklerinden N. A. ve S. C.'un davada taraf olmadıkları anlaşılmaktadır. Taraf koşulunun oluşturulmamış olması da başlı başına bozma nedenidir. Öte yandan davaya katılan M. S. A.'ın yöntemine uygun şekilde katılma dilekçesi vermediği ve katılmanın koşulu olan harcı da ikmal etmediği saptanmıştır. Hal böyle olunca adı geçenin tespit maliki olduğu dikkate alındığında davanın gerçek tarafı olduğu da kuşkusuzdur. O halde adı geçene katılma harcını mahkeme veznesine depo etmesi için makul bir önel verilmelidir. Mahkemenin bu olguları göz ardı etmesi isabetsizdir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle görevsizlik kararı yöntemine uygun biçimde taraflarına tebliğ edilerek kesinleştirilmeli daha sonra N. A. ve S. C.'a asliye mahkemesine açılan ve görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılan davanın onaylı dilekçe örneği ve duruşma günü 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesi uyarınca tebliğ edilmeli, husumet yaygınlaştırılarak bu yolla davada taraf koşulu oluşturulmalı, katılma isteminde bulunan M. S. A.'a katılma dilekçesi ibraz etmesi ve katılma harcının mahkeme veznesine depo etmesi için makul bir önel verilmeli, daha sonra kendisinden davaya katılma nedenleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek 3402 sayılı Kadastro Kanunun 5. ve 30. maddeleri hükümleri gözönüne alınarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, katılan davacı-davalı M. S. A.'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 13.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy