(2709 S. K. m. 138) (1086 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 13.9.2005 günü belirlenen saatte temyiz edenler P. B. ve arkadaşları vekilleri Av. M. K. B. ve M. Ş., C. T. ve N. T. vekili Av. S. G., hazine vekili Av. S. S. ile M. R. D. Terekesi Mümessili F. B. vekili Av. A. D. geldiler. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere ve dosya içeriğine göre dava ve temyize konu 3 parsel sayılı taşınmazın 5602, 509 sayılı ve 766 ve 2613 sayılı yasalara ve 766 sayılı yasa ile 2613 sayılı yasayı yürürlükten kaldıran 3402 sayılı Kadastro Kanunun 7. ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca olağan yönteme göre kadastro tespit tutanağının düzenlenmediği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Kural olarak, yöntemine uygun şekilde tutanağı düzenlenmeyen taşınmaz yada taşınmazlar hakkında açılan davaların Kadastro Mahkemesinde görülmesi olanaksız, Genel Mahkemede görülmesi zorunludur. Görev kamu düzenine ilişkin olup istek olmasa bile bu olgu mahkemece, yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi zorunludur. Nitekim, bu olgu dava ve temyize konu taşınmaz hakkında kadastro mahkemesinden verilen 15.2.1985 günlü 1980/1-1985/34 E. K. sayılı hükmün Dairemizin 1985/11461-1986/5805 E. K. sayılı 30.5.1986 günlü onama kararında da duraksamasız vurgulanmıştır. Dairemizin onama kararında da vurgulandığı gibi Kadastro Mahkemesinin davaya bakabilmesi için taşınmaz ya da taşınmazlar hakkında az yukarıda sözü edilen yasalar uyarınca tutanağının düzenlenmesi yada itiraz üzerine kadastro komisyonunca oluşturulan, karar aleyhine yasal süresinde açılan bir davanın bulunması zorunludur.
Somut olayda dava ve temyiz konusu 3 parsel sayılı taşınmaz hakkında az yukarda açıklanan biçimde yönetimsel bir işlem ve inceleme yapılmamış daha açık bir anlatımla yetkili idari merciler tarafından yöntemine uygun şekilde tespit tutanağı düzenlenmemiştir. Öte yandan selbi görev uyuşmazlığını çözümleyen Yüksek Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 3.11. 1986 günlü ve 1986/8683-6744 E. K. sayılı yargı yerini merci tayinini belirleyen ilamı ile davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği duraksamasız vurgulanmıştır.
Gerçekten usulün 25/son maddesi hükmünde Yargıtay'ca verilen merci tayini kararları ile temyiz incelemesi sonucu kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararların davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlayacağı duraksamasız vurgulanmıştır. Kaldı ki, Kural olarak kesinleşen mahkeme kararlarının tartışıma açılmaksızın aynen yerine getirilmesi, Anayasanın 138.maddesi hükmünde de vurgulanmıştır. Öte yandan davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğer davanın sonucunu etkileyeceğinin anlaşılması halinde davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilmesi de zorunludur. Mahkemece davaların birleştirilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Kaldı ki, öğretide ve uygulamada beliren görüşe göre aynı taşınmaz hakkında açılan davaların birlikte görülmesi sağlıklı sonuca varmanın ve dava ekonomisine uymanın temel koşuludur. O halde mahkemece bu olgular dikkate alınarak dava dilekçesinin görev yönünden reddine, usulün 27.maddesi hükmü uyarınca dava dosyasının görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, karar verilmesi gerekirken, işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, tarafların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Sonuç: Yargıtay duruşmasında kendilerini vekille temsil ettiren taraflar yararına Yargıtay ilamının niteliği ve içeriği dikkate alınarak takdiren avukatlık parası tespit ve takdirine yer olmadığına, 13.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy