(1086 S. K. m. 259)
Dava: Taraflar arasında aidiyetin tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava niteliği ve içeriği itibariyle 128 Ada 12 şuyulandırma sonucunda 433 Ada 10 parsel sayısını alan taşınmaz üzerindeki (evin) muhtesatın aidiyetinin tesbitine ilişkindir. Sözü edilen taşınmaz üzerindeki (evin) muhtesatın davacı tarafından meydana getirilmediği, mahkemece yapılan keşif uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Her ne kadar, taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklarda tanıkların usulün 259.maddesi hükmü uyarınca taşınmaz başında dinlenmesi zorunlu ise de, davanın niteliği ve içeriği itibariyle zemine ilişkin olmayıp, muhtesata ilişkin olduğu aidiyetinin tesbiti istenen muhtesatın, şuyulandırma sonucunda oluşan 433 Ada 10 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunduğu, yanlar arasında uyuşmazlık konusu olmadığına göre, tanıkların duruşmada dinlenmiş olması dava ekonomisi de dikkate alındığında sonuca etkili görülmemiştir.
Kaldı ki, taşınmazın tesbit tutanağında muhtesat ev olarak gösterilmiştir. Davacının muhtesata salt balkon yapmış olması, iyileştirme giderlerinden sayılır. Bu nitelikteki giderleri ise koşullarının varlığı halinde davacının açacağı eda davasında talep edebileceği kuşkusuzdur.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, davacının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 21.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy