(6831 S. K. m. 1) (3402 S. K. m. 13, 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 84 ada 11 parsel sayılı 4461m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Nuri oğlu Ahmet Y.'in aynı ada 12 parsel sayılı 4025m2 yüzölçümündeki taşınmaz Ömer oğlu Fahri Y.'ın, 15 parsel sayılı 8665m2 yüzölçümündeki taşınmaz Mehmet oğlu Ahmet Z. Ö.'in zilyetliğinde olduğu tutanakların beyanlar hanesinde gösterilerek taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki çalılık, bataklık yerlerden olduğundan söz edilerek davalı hazine adına tesbit edilmiştir. Varol Y.'ın tapu kayıtlarına, miras yoluyla gelen hakka dayanan itirazı üzerine kadastro komisyonunca birden fazla tapu kaydına dayanıldığı ve sınırlarının belirlenmediğinden tutanak ve ekleri kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Ahmet Z. Ö. mirasçıları, Burhan Ö. ve arkadaşları 84 ada 15 sayılı parsel taşınmaza yönelen davaların da satınalmaya, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmışladır.
Mahkemece, davanın kabulüne, 84 ada 11 parsel sayılı taşınmazın Varol Y. ve paydaşları, aynı ada 12 parsel sayılı taşınmazın Varol Y., 15 parsel sayılı taşınmazın davaya katılan Burhan Özer ve paydaşları adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere ve bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı, taşımazların orman sayılan yerlerden olmadığı, tesbit gününde, taşınmazlar üzerinde, adlarına tescile karar verilen zilyetleri yararına 3402 sayılı K.nun 13 ve 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de;
Orman yönünden yapılan araştırma soruşturma yöntemine uygun değildir. Kural olarak, orman kadastrosuna tabi tutulan bölgelerde, bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı orman sınırlandırma harita ve tutanağının, yöntemine uygun şekilde yerine uygulanması yoluyla belli edileceği, aksi halde, aynı doğrultudaki araştırmanın 6831 sayılı Orman Kanununun 1. maddesi hükmü uyarınca yapılacağı kuşkusuzdur. Mahkemece dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede, orman sınırlandırmasının yapılıp, yapılmadığı yöntemine uygun biçimde araştırılmamıştır. Kaldı ki birden fazla tapu kayıtlarına dayanılmıştır. Tapu kayıtlarının uygulaması da yetersizdir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede, orman sınırlandırması yapılmış ve bu yönetimsel işlem kesinleşmiş ise, orman sınırlandırma harita ve tutanağı, kesinleşme gününü gösterecek şekilde orman idaresinden getirtilmeli, daha sonra, orman sınırlarında 6831 sayılı yasanın 1744 kanunla değişik 2, aynı yasanın 2896, 3302 ve 3373 sayılı kanunlarla değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca orman sınırlarında değişiklik yapılmış ise bununla ilgili yönetimsel işlemler de kesinleşme gününü gösterecek şekilde orman idaresinden getirtilmeli, kuşkusuz orman sınırlandırması yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırmanın 6831 sayılı Orman Kanununun 1. maddesi hükmü uyarınca yapılacağı düşünülmeli, daha sonra davacı tarafın tutunduğu Mart 1320 tarih 37 sayılı sicilden gelen, Ağustos 1339 tarih 65 sayılı, Eylül 1300 tarih 11 sayılı sicilden gelen, Temmuz 1329 tarih 26 sayılı ve Ağustos 1307 gün 32 sayılı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp, görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazlarla birlikte, revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar, davalı iseler, dava dosyaları getirtilmeli, dayanılan tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde, usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca, dava dosyalarının birleştirilip, birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve kayıtların kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için, zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman ormancı bilirkişi, fen memuru tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların, aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle taşınmazların bulunduğu bölgede orman sınırlandırılması yapılmış ve tesbit günüden önce kesinleşmiş ise, orman sınırlandırma harita ve tutanağı ve eki belgeler, orman sınırlarında değişiklik yapılmış ise bu yönetimsel işlemin dayanağı belgeler yerel bilirkişi yardımı, uzman ormancı bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada kadastro paftasının ölçeği ile orman sınırlandırma ve orman sınırlarında değişiklik yapılmış ise bu işlemlerin dayanağı haritaların ölçekleri çakıştırılarak yerine uygulanmalı uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalardan yararlanılmalı bundan sonra 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada kaydın revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar özellikle gözönünde tutulmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı, dayanılan tapu kayıtlarının kapsamında kalıp, kalmadığı duraksamasız saptanmalı, dava konusu taşınmazların tümü yada bir bölümü dayanılan kaydın kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz yada taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, uzman bilirkişilerden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli ayrı ayrı raporlar alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 10.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy