(3402 S. K. m. 5)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 24, 25, 26, 27, 28, 29, 32, 33, 34, 37 ve 113 parsel sayılı taşınmazlar davalı olduğundan söz edilerek malik haneleri 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Tespit gününden önce davacı Arif ve Raşit Berberoğlu tarafından davalı Hüseyin Kara ve arkadaşları aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesine açılan elatmanın önlenmesi davası görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır.
Saptanan dava niteliği dikkate alındığında davada taraf koşulunun oluşturulmadığı anlaşılmaktadır. Dava ve temyize konu 113 parsel sayılı taşınmaz kadastro sırasında Hasan, Süleyman ve Hasan Ali K. adına tespit edilmiştir. Ne var ki, 113 parsel sayılı taşınmazın tespit maliklerinden Hasan Ali K.'nın davada taraf olmadığı anlaşılmaktadır. Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre bir taşınmaz ya da taşınmazlar hakkında genel mahkemeye tespit gününden önce açılan derdest bir davanın bulunması halinde malik hanesinin yanılgı ile doldurulmuş olmasının hukuksal bir değeri bulunmamaktadır. Sözü edilen taşınmazında tespitinin 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 5.maddesi hükmü uyarınca yapıldığının kabulü gerekir. Ne var ki, yanılgı ile malik hanesinin doldurulmuş olması halinde sözü edilen taşınmazın tespit tutanağında tespit maliki olarak gösterilen gerçek yada tüzel kişilerin davada taraf olmaları zorunludur.
Mahkemece bu olgu dikkate alınarak 113 parsel sayılı taşınmazın tesbit maliki olarak tutanakta gösterilen Hasan Ali K.'ya dava dilekçesi ve duruşma günü yöntemine uygun şekilde tebliğ edilerek davada taraf koşulu oluşturulmamıştır. Kaldı ki, aktarılan davanın kapsamının belirlenmesine ilişkin araştırma ve uygulamada yeterli değildir. Dava dilekçesinde tapu kaydına dayanılmış olması tapu kaydının kapsamında kalan taşınmazların aktarılan davanın kapsamı olduğu anlamına gelmeyeceği kuşkusuzdur.
O halde sağlıklı bir sonucu varılabilmesi için öncelikle 113 parsel sayılı taşınmazın tesbit maliklerinden olduğu belirlenen Hasan Ali K.'ya dava dilekçesi ve duruşma günü 7201 sayılı yasa uyarınca yöntemine uygun şekilde tebliğ edilmeli, bu yolla husumet yaygınlaştırılarak davada taraf koşulu oluşturulmalı, adı geçen yargılamaya geldiğinde davaya karşı diyecekleri, delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı, bundan sonra taşınmazlar başında yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı, öncelikle dava dilekçesi yerel bilirkişiye okunmalı, dava dilekçesinde tarif edilen ve davaya konu yapıldığı öne sürülen taşınmazlar zeminde yerel bilirkişiye ayrı ayrı gösterttirilmeli, yerel bilirkişinin gösterdiği taşınmazlara kadastro paftası uzman bilirkişi aracılığı ile ablike ettirilmeli, bu yolla dava dilekçesinde tarif edilen taşınmazların gerçekten 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 5.maddesi hükmü uyarınca malikhaneleri açık bırakılmak ya da yanılgı ile malikhanesi doldurulmak suretiyle tesbit edilen taşınmazlar olup olmadığı duraksamasız belirlenmeli, bundan sonra özellikle davada taraf koşulu oluşturulup aktarılan davanın kapsamı az yukarıda belirtilen biçimde saptandıktan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Mahkemece taraf koşulu oluşturulmaksızın ve aktarılan davanın kapsamı sağlıklı biçimde belirlenmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de mahkemece aktarılan davanın kapsamı kabul edilen taşınmazlar hakkında hüküm yerinde olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması dahi isabetsiz, davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 14.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy