(3402 S. K. m. 5)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Hükmüne uyulan bozma kararında dava konusu taşınmazların tespitinin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca malik hanelerinin açık bırakılmış sayılarak tespit edildiği duraksamasız vurgulanmıştır. Hal böyle olunca kadastro hakiminin yasada belirtilen askı ilanlarını yöntemine uygun şekilde yaptırması zorunludur. Bu yön kamu düzenine ilişkin olup mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Öte yandan dava konusu taşınmazların malikhaneleri doldurularak tespit edilmiş olması ve Kadastro Müdürlüğünce askı ilanına çıkarılmış olması sonuca etkili değildir. Kaldı ki bozma kararı gerekleri de tümü ile yerine getirilmemiştir. Kural olarak kadastro hakimi askı ilanlarını yapmadıkça duruşma oturumunu açmasına yasal olanak yoktur. O halde öncelikle 495 ve 496 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak yöntemine uygun şekilde 30 günlük askı ilanları yapılmalıdır. Mahkemece bu olgunun gözardı edilmiş olması isabetsiz olduğu gibi tutunulan 12.6.1946 günlü mübadele senedi ile 20.6.1946 günlü satış senedinin uygulaması ve zilyetlik yönünden yapılan araştırmada yetersizdir.
Sonuç: Mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Öte yandan bozma dışında kalan yönler ise kesinleşir. O halde hükmüne uyulan bozma kararı çerçevesinde araştırma, soruşturma ve uygulama yapılmalı, özellikle 12.6.1946 günlü mübadele senediyle, 20.12.1946 günlü satış senetlerinin uygulamasının yetersiz olduğu göz önüne alınarak yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kapsamları bu yolla sağlıklı biçimde belirlenmeli, yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri varsa taraflara bu konuda tanık dinletme olanağı sağlanmalı, yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, zilyetlik araştırması yapılırken zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde gerekleri tümü ile yerine getirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 15.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy