(3402 S. K. m. 9)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün bozulmasına ilişkin olarak daireden verilen 27.9.2004 gün ve 2004/2520-3218 E.K sayılı ilamın tashihi karar yoluyla incelenmesi davalı Arife ve Hanife Demirci tarafından istenilmekle, tetkik hakiminin raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: Az yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Daire bozma kararında açıklanan nedenlerle hükmün bozulmasına karar verilmiş ise de karar düzeltme dilekçesinin içeriği ve niteliği dikkate alındığında daire bozma kararında maddi yanılgıya düşüldüğü belirlenmiştir.
Açıklanan nedenlerle davalı Arife ve Hanife'nin karar düzeltme isteminin kabulüne, dairenin 27.9.2004 günlü, 2004/2520-3218 E.K. sayılı Daire bozma kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra;
1-) Dava konusu 14 ve 15 parsel sayılı taşınmazların öncesinin bir bütün olduğu mirasçılar arasında yöntemine uygun şekilde paylaşıldığı, 14 parsel sayılı taşınmazın Halil mirasçıları davacıların miras payına isabet ettiği, 15 parsel sayılı taşınmazın ise Hasan mirasçıları davalı Arife ve Hanife'nin miras payına isabet ettiği mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre yerel mahkemece oluşturulan 14 ve 15 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükmün ONANMASINA,
2-) Her ne kadar davacı Şevket Kaypak 187 ada 28 parsel sayılı taşınmazın tümüne yönelik olarak dava açmış ise de 9.5.2002 günlü keşif tutanağına geçen ve usulün 151. maddesi hükmü uyarınca adı geçenin imzasıyla belgelendirilen beyanına göre davasını davalı Arife ve Hanife'nin paylarıyla sınırladığı ve sözü edilen taşınmazda adlarına pay tespitine karar verilen Arife ve Hanife'nin paylarına yönelik olarak dava açtığı ve adı geçenlerin davada taraf olduğu dikkate alındığında açılan davada taraf koşulunun oluşturulduğu anlaşılmaktadır. İddianın öne sürülüş biçimi ve savunma ve duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu 187 ada 28 parsel sayılı taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçiminin sağlıklı biçimde saptanması gerekir. Taşınmazın davacı Şevket Kaypak adına vergide kayıtlı olması sonuca etkili değildir. Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre vergi kaydı mülkiyet belgesi değildir. Öte yandan zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilemeyeceği gibi kural olarak ortak miras bırakanın ölümünden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun biçimde paylaşma yapılmadığı sürece terekeye ait taşınmaz üzerinde bir ya da bir bölüm mirasçıların sürdürdüğü zilyetliğin tereke adına sürdürülen zilyetlik niteliğindedir. Kural olarak mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımı hükümleri işlemez. O halde sağlıklı sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız ve yerel uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ve tespit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde 187 ada 28 parsel sayılı taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında olaylara dayalı bilgi alınmalı, taraflar karşısında 3.kişi durumunda bulunan gerçek ya da tüzel kişiye ait olup olmadığı duraksamasız belirlenmeli, taşınmazın tarafların ortak miras bırakanından kaldığı saptandığı takdirde adı geçenin ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde paylaşma yapılıp yapılmadığı duraksamasız belirlenmeli, tespitte saptanan hukuksal olgularla keşifte saptanan yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık bulunduğu takdirde tutanak bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığının kabul edilebilmesi için ortak miras bırakanı ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi miras payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesinin gerektiği düşünülmeli, ayrıca mirasçılar arasında yapılan paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüz ölçümde aynı verimlilikte taşınmaz mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı göz önünde tutulmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Arife ve Hanife'nin karar düzeltme istemleri az yukarıda gösterilen nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile 187 ada 28 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy