(3402 S. K. m. 14, 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 475 parsel sayılı 36200 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak tarla niteliği ile paylı olarak taraflar adına tespit edilmiştir. Kadastro komisyonunca Celil ve Emin Refik Tuncer'in itirazlarının reddine, taşınmazın cam sera ve tarla niteliği ile 1/4 payın Mehmet eşi Hatice Çetintürk, 3/4 payında Mehmet oğlu Emin Çetintürk adına tespitine karar verilmiştir. Davacı Emin Refik Tuncer mirasçıları tespit nedenlerine dayanarak paya yönelik olarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın davalı Emin Çetintürk adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro tesbitine dayanak yapılan davalı tarafın dayandığı tescil hükmü ile oluşan kesik sınırı itibariyle değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı, bu niteliği ile 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca kapsamının yüzölçümü ile belirlenmesi zorunlu bulunan yüzölçümünden fazlasıyla dava dışı 459, 469, 470, 471, 472, 473, 478, 481, 482, 483, 484 ve 468 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gördüğü saptanan tapu kaydının dava ve temyize konu taşınmazı kapsaması olanaksızdır.
Kaldı ki kadastro tesbitine dayanak yapılan davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının temelini oluşturan tescil ilamında da davacıların miras bırakanının da taraf olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca sözü, edilen ilamın davacıları bağlayacağı kuşkusuzdur. Daha açık bir anlatımla bu nitelikteki ilamların akdi ve irsi haleflerini bağlayacağı kuşkusuzdur. Öte yandan dava ve temyize konu 475 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davacı tarafın zemini ekonomik amaca uygun kullanmak koşuluyla iktisap sağlayan süreye ulaşan zilyetliğinin bulunmadığı taşınmaz üzerinde davalıların zilyet olduğu mahkemece yapılan keşif uygulama toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Sonuç: Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacıların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, peşin alınan harcın mahsubu ile geriye kalan 1.100.000 lira harcın hükmü temyiz eden davacılardan alınmasına, 12.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy