(3402 S. K. m. 13, 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine ve katılan davacı M. Sait Akdoğan ve müşterekleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: 1- Hazinenin davası kayıt miktar fazlasına yöneliktir. Hal böyle olunca kadastro tespitine dayanak yapılan davalı tarafın tutunduğu tapu ve vergi kaydının dava konusu taşınmaza ait olduğu, hazine ile davalılar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık dava ve temyize konu taşınmazın tapu ve vergi kaydı miktar fazlasından oluşan bölümü üzerinde hazine dışındaki katılan davacı taraf ile bir bölüm davalı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13 ve 14. maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanmasından ibarettir. Kadastro tespitine dayanak yapılan davalı tarafın dayandığı T.sani 297 tarih 5 sayılı tapu kaydı ile 1936 tarih 23 sayılı vergi kaydının dava konusu taşınmaza ait olduğu, tapu ve vergi kaydının iç içe girdiği kural olarak bu durumda yüzölçümü daha büyük olan vergi kaydına değer verileceği miktar fazlasından oluşan bölüm üzerinde vergi kaydının oluştuğu günden kadastro tespit gününe kadar 20 yılı aşkın süre ile zilyet bulunan ve adlarına tescil kararı verilen zilyetleri yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece yapılan, keşif, uygulama toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacı hazinenin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Katılan davacı M.Sait Akdoğan ve paydaşları kayden pay satın almaya dayanmışlardır. Ne var ki dosyaya getirtilen tapu kayıt örneklerine göre kayden temlike konu payların kim yada kimler tarafından satıldığı, kim yada kimler tarafından alındığı dosya içeriğinden kuşkuya meydan vermeyecek şekilde anlaşılamamaktadır. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için kadastro tespitine dayanak yapılan tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte açıkta pay kalmayacak şekilde ve kayden pay satın alanların temlike konu paylarını da gösterecek şekilde Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, gerektiğinde konusunda uzman bir bilirkişi aracılığıyla siciller üzerinde araştırma ve inceleme yaptırılmalı, kayden temlike konu paylar, temlike konu olmayan paylar ve pay oranları duraksamasız belirlenmeli, bu konuda uzman bilirkişiden ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz katılan davacı M. Sait Akdoğan'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy