(6831 S. K. m. 2/B)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 1473 parsel sayılı 611,04 m2 yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan ve 6831 sayılı yasanın 2/B maddesi hükmü uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığından söz edilerek davalı hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı Halil İbrahim Altun kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak beyanlar hanesinde taşınmazda zilyet olduğunun gösterilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece daire bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1473 parsel sayılı taşınmazın orman sınırlandırma harita ve tutanağının kapsamında kaldığı ve bu niteliğiyle orman sayılan yerlerden iken daha sonra 6831 sayılı yasanın değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Esasen bu yön yanlar arasında uyuşmazlık konusu değildir.
Davacı taraf dava konusu taşınmazda zilyet bulunduğunun tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmesi gerektiğini öne sürerek dava açmıştır. Dosyaya yansıyan bilgi ve belgelere göre mahkemece taşınmaz başında 21.4.2005 günü keşif icrasına karar verilmiş ise de daha sonra keşif gününün 19.4.2005 olarak düzeltildiği gerçekten davacı tarafın keşfin 19.4.2005 tarihinde yapılacağından yöntemine uygun şekilde haberdar olmadığı, dikkate alındığında davacının savunma hakkının kısıtlandığının kabulü gerekir. Ne var ki, dava ekonomisi, yargılama giderlerini emek ve zamanı içerir. Davanın dayanağını oluşturan yasa hükümlerine göre davacının taşınmazın bulunduğu köy nüfusuna kayıtlı olması ve en az 5 yıl taşınmazın bulunduğu köyde ikamet etmiş olması zorunludur. Davacının 15 yıldır taşınmazın bulunduğu köyde oturmadığı Konya'da ikamet ettiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca yasada öngörülen koşullar davacı taraf yararına gerçekleşmemiştir. Dava ekonomisi ve az yukarıda vurgulanan olgular dikkate alındığında yerel mahkemece oluşturulan hükmün gerekçesinde isabet bulunmadığı hükmün sonucu itibariyle doğru olduğu saptanmıştır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle davacı tarafın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 19.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy