(3402 S. K. m. 20, 25, 26) (1086 S. K. m. 45, 237) (818 S. K. m. 512)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı H. Ö. mirasçısı H. K. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 271 parsel sayılı 24300 m2 yüzölçümündeki taşınmaz pay tapu kayıtlarına dayanılarak davacı H. Ö. ile davalılar E. A. mirasçıları ve paydaşları adına paylı olarak tespit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı H. Ö. önceki maliki M. kızı F. den ölünceye kadar bakma akdi ile taşınmazın kendisine intikal ettiğini öne sürerek ve ayrıca imar ve ihyaya, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında davacı tespite esas alınan tapu kayıtlarının doğru temele (sahih esasa) dayanmadığını, geçersiz olduğunu öne sürerek taraflar arasında kesinleşen mahkeme ilamına da dayanmıştır. Mahkemece dava dilekçesinin 3402 sayılı yasanın 25 ve 26. maddeleri hükmü uyarınca görevsizlik nedeniyle reddine, karar kesinleştiğinde davalı taşınmazın tapulama tutanağının onaylı örneği dosyada alı konularak dosyanın Manavgat Asliye Hukuk Mahkemesine, tapulama: tutanak ve eklerinin işlem yapılmak üzere Manavgat Tapu Sicil müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı H. Ö. mirasçısı H. K. tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre, davacı taraf ölünceye kadar bakma akdine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine imar ve ihyaya ve kesim hükme dayanarak dava açmış, yargılama sırasında da dava konusu taşınmazın tespitine dayanak yapılan tapu kayıtlarının doğru temele dayanmadığını öne sürmüştür.
Mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç, dosya içeriğine uygun değildir. Kural olarak ölünceye kadar bakma akdi yapılabilmesi için taşınmazın tapuda kayıtlı olması ve akdi resmi memur huzurunda yapılması zorunludur. O halde öncelikle davacı tarafın davada birden fazla hukuksal nedene ve öğretide ve uygulamada olumsuz dava koşulu olarak nitelendirilen kesin hükme dayandığı dikkate alınarak davacı tarafa davası açıklattırılmalı, davacı tarafın iddia ve savunması duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, davalı taraftan da aynı şekilde savunması sorulup saptanmalı, bu yolla davanın ve uyuşmazlığın niteliği duraksamaya meydan vermeksizin kesin biçimde belirlenmelidir. Kural olarak öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre maddi vakaları bildirmek taraflara hukuki sebebi belirlemek hakime aittir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacı tarafa davası açıklattırılmalı, davalı taraftan savunması sorulup saptanmalı, iddianın öne sürülüş biçimi dikkate alınarak öncelikle kadastro tespitine dayanak yapılan tarafların tutunduğu tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, tarafların dayandığı tapu kaydının dava dışı başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediği Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve kaydın kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, ayrıca davacının kesin hükme dayandığı da dikkate alınarak tutunulan ilam dayanağı dava dosyası ve varsa ilamın dayanağı harita yerinden getirtilmeli, ilam ve dava dosyası incelenip irdelenmeli, yanlar arasında koşulları usulün 237. maddesi hükmünde açıklanan biçimde gerçekten kesin hüküm yada güçlü delil bulunup bulunmadığı incelenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kayıtları ile kesin hükmün dayanağı ilam ve eki harita yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar özellikle gözönünde tutulmalı, tapu kayıtlarında ve ilamda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye tapu kayıtlarında ve mahkeme ilamında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları-kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazın dayanılan tapu kayıtları ile kesin hükmün kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, dava konusu taşınmazın tümü yada bir bölümü dayanılan tapu kayıtları ile kesinleşen hükmün kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz yada taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tapu kaydı ve mahkeme ilamının kapsamı dışında kalan bölüm var ise imar ihyaya konu olup olmadığı araştırılmalı, kim tarafından imar ve ihya edildiği imar ve ihyanın hangi günde tamamlandığı duraksamasız saptanmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, taraflar arasında kesin hüküm varsa taraflarını, akdi, irsi haleflerini bağlayacağı düşünülmeli, taraflar arasında kesin hüküm bulunmadığı takdirde sözü edilen ilamın güçlü delil niteliğinde olup olmadığı belirlenmeli, güçlü delil in aksinin daha faza güçlü bir delille kanıtlanabileceği düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun -bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı H. Ö. mirasçısı H. K. 'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.7.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy