(3402 S. K. m. 12, 19)
Dava ve Karar: Muhdesatların tesbiti istemi ile açılan davada mahkemece verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 150 parsel sayılı 8700 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Halil ve Hasan Küçükyılmaz adına tesbit ve tescil edilmiştir. Tutanağı beyanlar hanesinde ise taşınmaz üzerinde bulunan evin Hasan Küçükyılmaz'a ait olduğu gösterilmiştir. Halil payı miras ve satış nedeniyle davacı Halil Şentürk ile Nilüfer Dülger'e kayden intikal etmiştir. Davacı taraf 150 parsel sayılı muhdesatların üzerinde bulunduğu taşınmazın Sulh Hukuk Mahkemesinde ortaklığın giderilmesi davasına konu olduğunu, taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı kargir ev, han ve 700 m2 yüzölçümündeki alan üzerinde bulunan cam seranın davacılara ait olduğunu öne sürerek dava açmışlardır.
Davalı Ali Küçükyılmaz, Ganimet Erkan ve Nefise Öztürk vekili Sulh Hukuk Mahkemesinde cam seranın davacılara aidiyetini kabul ettiklerini ancak ev ve hana yönelik davaların reddini savunmuşlardır. Davalı Ayşe Çoban mirasçıları Celal Çoban ile Fatma Taşel davayı kabul etmişlerdir. Diğer davalılar ise usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmedikleri gibi davaya da cevap vermemişlerdir.
Mahkemece dahili davalılar Fatma Taşel ve Celal Çoban'a yöneltilen davanın kabulüne, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ev ve handan ibaret muhdesatın davacılara ait olduğunun tesbitine, diğer davalılar yönünden ise davanın reddine, (3402 sayılı yasanın 12. maddesinde yazılı hakdüşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle) karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava niteliği ve içeriği itibariyle 150 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tesbitine ilişkindir.
Aidiyetinin tesbiti istenen muhdesatların üzerinde bulunduğu 150 parsel sayılı taşınmaz hakkında görevli Sulh Hukuk mahkemesinde derdest görülmekte olan ortaklığın giderilmesi davasının bulunduğu dikkate alındığında davacı tarafın dava açmakta hukuksal yararının bulunduğu anlaşılmaktadır.
1- 150 parsel sayılı taşınmazın kadastro tesbitinin yapıldığı günde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19. maddesi hükmü uyarınca tutanağı beyanlar hanesinde gösterilen kargir ev niteliğindeki muhdesata yönelik davanın açıldığı gün ile kadastro tesbitinin kesinleştiği gün arasında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. Sözü edilen süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece resen gözetilmesi zorunludur. Yerel mahkemenin bu olguları gözönüne alarak tesbit gününde tutanağın beyanlar hanesinde gösterilen kargir evle ilgili muhdesata yönelen davayı reddetmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacıların bu yönü amaçlayan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- 150 parsel sayılı taşınmazın üzerinde bulunduğu öne sürülen ve (1) numaralı bentte niteliği kargir ev olarak açıklanan muhdesat dışında kalan dava ve temyize konu muhdesatlar hakkında yerel mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşımaz başında yeniden keşif yapılmalı, 150 parsel sayılı taşınmazın tutanağının beyanlar hanesinde gösterilen kargir ev niteliğindeki muhdesat dışında kalan dava ve temyize konu muhdesatların kim ya da kimler tarafından, hangi günde meydana getirildiği, cinsi, adedi, taşınmaz üzerindeki konumları, hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, hükme dayanak yapılan, keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık bulunduğu takdirde çelişki giderilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir bölüm davalıların kendilerine yöneltilen davaları kabul ettikleri gözönüne alınarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, olduğu gibi kabule göre de aidiyetinin tesbiti istenen cam sera hakkında karar yerinde olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamış olması dahi isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 19.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy