(3402 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine ile davalılardan M. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Dava ve temyize konu taşınmazların tespitten önce, 12.01.1968 gününde, asliye hukuk mahkemesine açılan ve görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılan dava ile taşınmazların bulunduğu bölgede 4753 ve 5618 Sayılı Yasalar uyarınca yetkili idari merciler tarafından 14.06.1963 gününde düzenlenen belirtmelik tutanağı ve eki haritanın kapsamında kaldığı, davalı tarafın davacı Hazine'nin taraf olmadığı tescil davası sonucunda oluşan 20.04.1953 günlü tapu kayıtlarına dayandığı, iddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler ile dosya kapsamında toplanan delillerle saptanmıştır. Uyuşmazlığın sağlıklı bir sonuca kavuşturulabilmesi için davalı tarafın tutunduğu Hazine'nin taraf olmadığı bu nedenle davacı Hazine'yi bağlamayacağı kuşkusuz olan tescil davası sonucu oluşan tapu kayıtlarının kapsamının sağlıklı biçimde belirlenmesi gerekir.
Kural olarak 3402 sayılı K.K.'nun 20. maddesi hükmü uyarınca kayıtların haritaya dayanmaları halinde kapsamlarının haritasına göre çözümlenmesi zorunludur. Davalı tarafın tutunduğu tapu kayıtlarının haritasının bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı yerel ve uzman bilirkişi, tapu fen memuru, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, kadastro paftasının ölçeği ile dayanılan tapu kayıtlarının dayanağı haritaların ölçekleri eşitlenmek suretiyle yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla davalı tarafın tutunduğu tapu kayıtlarının kapsamı haritasına göre sağlıklı biçimde belirlenmeli, tapu kayıtlarının dayanağı haritalar haklı ve hukuksal nedenlerle yerine uygulanamıyorsa, tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yararlanılmalı,
Yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde, taraflara bu konuda tanık dinletme olanağı sağlanmalı, tapu kayıtlarının dayanağı haritaların yerine uygulama olanağı bulunmadığının kabulü için, haritalarda kenar ve kot uzunlukları ve özellikle ölçek bulunmamasının gerekeceği düşünülmeli, ayrıca sözü edilen haritalardan şeklen de olsa yararlanılabileceği dikkate alınmalı, uygulamada özellikle dava konusu taşınmazlara dava dışı kişiler adına tespit edilen komşu taşımazlar var ise bu sınır yerlerinin, değişmez nitelikteki sınır yerleri olarak kabul edilebileceği düşünülmeli, bundan sonra kayıtların lehe olduğu kadar aleyhe de delil olabileceği düşünülmeli, az yukarıda vurgulandığı üzere davalı tarafın dayandığı Hazine'nin taraf olamadığı tescil davası sonucunda oluşan tapu kayıtlarının Hazine'yi bağlamayacağı, tapu kayıtlarının oluştuğu 20.04.1953 günü ile dava konusu taşınmazların belirtmelik tutanaklarının düzenlendiği 14.06.1963 tarihine kadar tapu kaydının kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmazlar bölümleri üzerinde davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı K.K.'nun 46/1 maddesi hükmü aracılığı ile aynı yasanın 14. maddesi hükmünde belirtilen iktisap sağlayan 20 yıllık sürenin geçmediği düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazine ile davalı M'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy