(1086 S. K. m. 151, 237) (818 S. K. m. 62)
Dava: Muhdesatın aidiyetinin tespiti istemi ile açılan davada mahkemece verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı F. T. ve B. M. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere bu yolla saptanan hukuksal olgulara göre dava niteliği ve içeriği itibariyle 1118 ada 8 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatların aidiyetinin tespitine ilişkindir. Mahkemece hüküm yerinde gösterilen gerekçelere göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşememektedir.
Dava ve temyize konu muhtesatların üzerinde bulunduğu taşınmazın dava dosyasına getirtilen tespit tutanağının kütüğün beyanlar hanesinde gösterildiği anlaşılmaktadır. Kadastro tespiti kesinleşmiştir. Hal böyle olunca dava ve temyize konu muhtesatların kadastro tutanağının düzenlendiği günde üzerinde var olduğu, bir başka deyişle muhdesatların kütüğün beyanlar hanesinde gösterildiği dikkate alındığında davacı tarafından meydana getirilmediğinin kabulü gerekir. Kadastro tespit tutanağı, her ne kadar aksi ispatlanması gereken belge niteliğinde ise de, somut olayda tutanağın aksi kanıtlanmamıştır. Sözü edilen tutanak resmi kayıt ve belgelerdendir. Aksinin aynı nitelikteki ya da benzer bir kayıt ve belgeyle kanıtlanması zorunludur. Tanık anlatımları ise sübjektif nitelikte takdiri delil niteliğindedir. Kuşkusuz delillerin takdiri mahkemeye ait ise de takdirlik, keyfilik değildir. Deliller objektif kıstaslara göre tahlil edilip tartışıma açılmalıdır. Ne var ki, davalılardan İ. T. davayı kabul etmiş bu beyanını usulün 151. maddesi hükmüne uygun biçimde belgelendirmiştir. Kural olarak usulün 237. maddesi hükmüne göre kabul, feragat ve sulh gibi irade beyanları yöntemine uygun şekilde belgelendirmiş olmak koşulu ile kesin hükmün bütün sonuçlarını doğurur. Kabul edenin beyanı kuşkusuz yalnızca kendisini bağlar. Diğer davalıları bağlamayacağı tartışmasızdır.
Az yukarıda saptanan maddi ve hukuki olguların ışığı altında dava ve temyize konu muhtesatların davacı tarafından meydana getirilmediğinin kabulü gerekir. Aksinin kabulü hayatın olağan akışına hukukun temel kurallarına aykırıdır. Kuşkusuz, davacı taraf, faydalı masraflarla ilgili yaptığı ekonomik katkıyı koşullarının varlığı halinde Borçlar Kanunu'nun 62. ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca istirdat (geri alma) davası ile ilgilisinden isteyebilir. Mahkemece davalı İ. T.'in davayı kabul ettiği dikkate alınarak dava ve temyize konu muhtesatlardaki İ. T. payının davacı taraf adına, diğer davalılara yöneltilen davaların reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yasal olmayan dayanaktan yoksun gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı F. T. ve B. M.'nın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek hainde ilgilisine iadesine, 15.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy