(1086 S. K. m. 38, 73)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 222 ada 7 parsel sayılı 3412,43 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ölü olduğu belirtilmek ve mirasçılarının bilinemediğinden söz edilerek davalı Ş. adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, tapu kaydına dayanarak Ş. aleyhine dava açmıştır. Mahkemece, "davanın husumetin yanlış yöneltilmiş olması nedeniyle reddine", dava konusu 222 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak kadastro davaları, lehine tespit ya da kadastro komisyonunca adına tescile karar verilen gerçek ya da tüzel kişiler arasında görülür. Bir başka deyişle, kadastro davaları hakları çatışanlar arasında görülür. Davacı Hazine, tespitin tarafı ve davanın açıldığı günde ölü olduğu belirlenen davalıyı hasım göstererek dava açmıştır. Mahkemece davanın açıldığı günde davalı tarafın ölü olduğu gerekçe gösterilerek davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir. Kural olarak 04.05.1978 tarih 4/5 sayılı İ.B.K. kararına göre ölü kişi aleyhine dava açılmayacağı gibi "ISLAH" yoluyla da olsa hasım değiştirilemez. Ne var ki sözü edilen 04.05.1978 tarih, 4/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın, genel mahkemelerde açılan davalarda uygulama olanağı olduğu, kadastro mahkemesine açılan ya da açılacak davalarda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararı'nın uygulama yeri yoktur. Görev ve husumete ilişkin konular kamu düzenine ilişkin olup istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re 'sen gözetilmesi gerekir. Hal böyle olunca davada taraf koşulunun oluşturulmadığı kuşkusuzdur.
Taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir.O halde, mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle ölü olduğu belirlenen davalı tespit malikinin tüm mirasçılarını gösterecek şekilde ilgili nüfus müdürlüğünden onaylı nüfus aile kayıt örnekleri getirtilmeli, mirasçıların kimlikleri bu yolla, tebliğe elverişli adresleri zabıta aracılığıyla belirlenmeli, daha sonra adı geçen mirasçılara dava dilekçesi ve duruşma günü 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve nizamnamesi uyarınca yöntemine uygun şekilde tebliğ edilmeli, husumet yaygınlaştırılarak bu yolla davada taraf koşulu oluşturulmalı, adı geçenler duruşmaya geldiklerinde kendilerinden davaya karşı diyecekleri, delilleri ayrı ayrı sorulup saptanmalı, gösterecekleri, deliller toplanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece davada yöntemine uygun şekilde taraf koşulu oluşturulmaksızın kadastro davalarında uygulama yeri olmayan 04.05.1978 tarih, 4/5 sayılı İ.B.K. gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 07.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy