(6831 S. K. m. 2) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 101 ada 621 parsel sayılı taşınmaz tutanağında belirtilen hukuksal nedenlere dayanılarak davalı taraf adına tespit edilmiştir. Davacı hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi davalı taraf adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı gibi devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden de olmadığı, kültür arazisi niteliğinde olduğu, tespit gününde adına tescil kararı verilen zilyet davalı taraf yararına taşınmaz üzerinde 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, iddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Mahkemece dava ve temyize konu taşınmazın sınırında eylemli biçimde devlet ormanı bulunduğu göz önüne alınarak taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenebilmesi için orman araştırması yapılmış ise de yapılan araştırma ve uygulama yöntemine uygun olmadığı gibi yeterli de değildir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede orman sınırlandırılmasının yapıldığı getirtilen orman sınırlandırma harita ve tutanağının içeriğinden anlaşılmaktadır. Orman sınırlandırma harita ve tutanağı ile uzman ormancı bilirkişi raporunun içeriğine göre taşınmazın bulunduğu bölgede kadastro tespit gününden önce orman sınırlandırmasının yapıldığı, bu yönetimsel işlemin kadastro tespit gününden önce kesinleştiği, daha sonra 6831 Sayılı Orman Kanununun değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca orman sınırlarında değişiklik yapıldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki, uzman ormancı bilirkişinin harita ve eki raporu keşfi izlemeye imkan vermemektedir. Öte yandan taşınmaz başında yerel bilirkişi ve tanık dinlenmemiş olmasının yasal nedenleri de hüküm yerinde gösterilmediği gibi komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarda getirtilerek denetlenmemiş, nizalı parsel yönünün ne biçimde kimin yeri olarak sınır gösterdiği yönü üzerinde de durulmamıştır. Böylesine yetersiz sağlıksız araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ve tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü ile uzman ormancı bilirkişi ve uzman bilirkişi fen memuru hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, kadastro paftasının ölçeği ile orman sınırlandırma ve 6831 Sayılı Yasanın değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca orman sınırları dışına çıkarma ile ilgili yönetimsel işlemlerin dayanağı haritaların ölçekleri eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın bölgede ilk kez yapılan orman sınırlandırma harita ve tutanağının kapsamı dışında kalıp kalmadığı, açık bir anlatımla orman sayılan yerlerden olup olmadığı, yada 6831 Sayılı Orman Kanununun değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca orman sınırları dışına çıkarılıp çıkarılmadığı duraksamasız belirlenmeli, dava konusu taşınmazın 6831 Sayılı Orman Kanununun değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlendiği takdirde bu nitelikteki taşınmazların hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmeli, dava konusu taşınmazın bölgede ilk kez yapılan orman sınırlandırma harita ve tutanağının kapsamı dışında kaldığı, açık bir anlatımla orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, uzman bilirkişilerden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrı ayrı ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, komşu taşınmazların tümünün tespit tutanağı içeriği varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14/son maddesi hükmü uyarınca aynı çalışma alanı içinde kayıtsız ve belgesizden davalı taraf ile miras bırakanı adına başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği Tapu Sicil Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 27.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy