(3402 S. K. m. 13, 14) (1086 S. K. m. 275, 284)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Davalı hazinenin temyizi, uzman bilirkişi haritasında kırmızı renklerle taralı (B) harfi ile işaretli 1404,55 m2 yüzölçümünde kadastro dışı bırakılan kesim dışında kalan, aynı haritada (A) harfi ile işaretli 32168,45 m2 yüzölçümünde davacılar adına tescile karar verilen bölümle ilgili hükme yöneliktir.
Mahkemece, dava ve temyize konu 1316 parsel sayılı taşınmazın haritasında (A) harfi ile işaretli 32168,45 m2 yüzölçümündeki kesiminin davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının kapsamında kaldığı tespit gününde bu bölüm üzerinde adlarına tesciline karar verilen zilyetleri davacılar yararına 3402 sayılı kadastro kanunun 13. ve 14. maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleştiği, aynı haritada (B) harfi ile işaretli kırmızı renklerle taralı 1404,55 m2 yüzölçümündeki bölümün kıyı kenar şeridi içerisinde kaldığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de;
İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, dava dosyası arasında bulunan Gelibolu Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/367- 1975/368 EK sayılı 13.11.1975 günlü, yargı denetiminden geçerek kesinleşen tapu kaydı yüzölçümünün tashihine düzeltimine ilişkin ilam ve dava dosyası içeriği bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 17.5.1985 tarihinde yapıldığı, uzman bilirkişi raporuna göre, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından, kıyı kenar şeridinin uzman bilirkişi kurulunu oluşturan Erol K., Ercüment K., Özgür Y., Halim Y., Nuri P.'ın ibraz ettikleri 10.3.2005 günlü raporda 30.10.1990 tarihinde kesinleştiği belirtildiği halde, aynı bilirkişi kurulunun 22.9.2004 günlü raporlarında kıyı kenar çizgisini belirleyen yönetimsel işlemin 11.1.1993 tarihinde kesinleştiğini belirttikleri anlaşılmaktadır. Mahkemece bu çelişki üzerinde gereği gibi durulmamıştır. Öte yandan, uzman bilirkişi kurulunun kıyı kenar şeridini belirleyen harita ve eki belgelerin uygulamasına ilişkin harita ve eki raporları da keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir. Kaldı ki, davalı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının uygulaması da yetersizdir. Böylesine yetersiz sağlıksız araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde, mahkemece, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından yapılan ve kıyı kenarının şeridini belirleyen yönetimsel işlemlerin hangi günde kesinleştiği merciinden sorulup saptanmalı, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve konusunda uzman 3 kişiden oluşturulacak daha önce, dava dosyasında uzman bilirkişilik yapmayan Jeolog bilirkişiler, tapu fen memuru, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar, hazır olduğu halde, taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yapıldığı saptanan kıyı kenar şeridini belirleyen harita ile kadastro paftasının ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/367-1975/368 E. K. sayılı 13.11.1975 günlü ilamının dayanağı haritaların ölçekleri eşitlendikten, sonra yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi kurulu eliyle haritalar çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden özellikle yararlanılmalı, bu yolla öncelikle dava konusu taşınmazın tümünün yada bir bölümünün kıyı kenar şeridini belirleyen haritanın kıyı kenar çizgisinin ve davalı tarafın dayandığı yargı denetiminden geçerek kesinleşen Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.11.1975 günlü 1972/367-1975/368 EK sayılı ilamı ile, dayanağı haritanın kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız belirlenmeli, sözü edilen ilamın, akdi ve irsi haleflerini de bağlayacağı, özellikle gözönünde tutulmalı, Jeologlardan oluşan uzman bilirkişi kurulundan ve uzman bilirkişi tapu fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli, rapor alınmalı, taşınmazın bulunduğu bölgede yapıldığı belirlenen kıyı kenar şeridi ile ilgili yönetimsel işlem kesinleşmemiş ise aynı doğrultudaki araştırmanın 1972 tarihli İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca yapılacağı düşünülmeli, yukarıda tarih ve sayısı bildirilen Asliye Hukuk Mahkemesinin ilamının ve dayanağı haritanın taraflarını akdi, irsi haleflerini bağlayacağı düşünülmeli, Asliye Mahkemesinin ilamının dayanağı haritada kenar uzunluklarının gösterilmiş olması ve ölçeğinin bulunduğu dikkate alınarak kesinlikle yerine uygulanacağı düşünülmeli, tutunulan vergi kaydının mülkiyet belgesi olmadığı dikkate alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 29.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy