(3402 S. K. m. 13/B-b)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin süresinde olduğu anlaşılmış ise de duruşma masraflarını yatırmadığından duruşma isteminin reddine, dosyanın duruşmasız olarak incelenmesine karar verildi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin raporu ve açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere bu yolla, saptanan dava niteliğine göre; Dava ve temyize konu 1691, ve 1692 parsel sayılı taşınmazların kadastro tesbitine dayanak yapılan, tarafların tutunduğu, tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı, 1692 parsel sayılı taşınmaz ile 2272 parsel sayılı taşınmazın takas (trampa) edildiği yanlar arasında uyuşmazlık konusu değildir.
Yanlar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların kadastro tesbitine dayanak yapılan tapu kayıtlarının maliki, tarafların ortak miras bırakanı, R. Yakıcı'nın, ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı paylaşma yapılmamış ise çekişmeli taşınmazların davalı tarafın miras payına isabet edip etmediği, paylaşma yapılmamış ise, ortak miras bırakan R. Yakıcı'nın sağlığında davalı mirasçılarına dava ve temyize konu taşınmazları tapu dışı bağışlayıp bağlaşmadığı yönünde toplanmaktadır.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan yerleşik görüşe göre, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında, yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığının kabulü için, tapu kayıt maliki tarafların ortak miras bırakanı, R. Yakıcı'nın ölüm gününden sonra, tüm mirasçılarının bir araya gelerek, terekeyi kendi aralarında pay etmeleri her bir mirasçının tapu kaydından gelen miras payına karşı kendine düşen taşınmaz ya da taşınmazları aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmeleri gerekir. Mirasçılardan, paylaşmanın yapıldığı günde, henüz ergin olmayanlar, açık bir anlatımla reşit olmayanlar var ise velileri ya da kanuni temsilcileri yada vekilleri tarafından temsil edilmeleri zorunludur.
Mahkemece az yukarıda açıklanan ilkelere uygun biçimde ortak miras bırakan R. terekesinin paylaşılıp paylaşılmadığı, araştırılmamıştır. Yerel mahkeme 30 yıl müddetle taşınmazları çekişmesiz, aralıksız kullanmayı, paylaşmanın kanıtı olarak kabul etmiştir. Yargıtay uygulamasında, kararlılık kazanan görüşlere göre, bir insan ömrünü aşacak şekilde mirasçılarından birinin ya da bir bölümünün terekeye dahil olan bir taşınmazı yada taşınmazları çekişmesiz aralıksız kullanmış olması, paylaşmanın yapıldığının başlı başına kanıtı olmayıp, paylaşmanın yapıldığını gösteren diğer yan delillerle de desteklenmesi gerektiği yolundadır. Öte yandan karine olarak asıl olan paylaşmanın yapılmamış olmasıdır. Paylaşmanın yapıldığını somut olayda, paylaşmaya dayanan davalı tarafın kanıtlaması gerekir. Kuşkusuz, mirasçılar arasında az yukarda açıklanan biçimde yöntemine uygun olarak yapılan, bir paylamada, her bir mirasçıya eşit yüzölçümlü aynı verimlilikte taşınmaz mal, isabet etmesi paylaşmanın koşulu değildir.
O halde, mahkemece bu olgular dikkate alınarak sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar tesbit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde, taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dava ve temyize konu taşınmazları kapsadığı belirlenen tapu kaydının maliki R.'ın, ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı, yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, ortak miras bırakan R.'ın ölüm günüden sonra miracıları arasında yöntemine uygun bir paylaşma yapılmadığı saptandığı takdirde tapu kayıt maliki R.'ın sağlığında tapu dışı işlemle dava ve temyize konu taşınmazların tümünü ya da bir bölümünü bağışlayıp bağışlamadığı araştırılmalı, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı gerekçeli bilgi alınmalı, ayrıca yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin işlemeyeceği düşünülmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin anlatımları çeliştiği takdirde, tutanak bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek aykırılık giderilmeli, bundan sonra R.'ın terekesinin tümü belirlenmeli, dava ve temyize konu taşınmazlar dışında, terekeye dahil dava dışı taşınmazlar varsa bu taşınmazların hangi mirasçıya ya da mirasçılara isabet ettiği araştırılmalı, sözü edilen taşınmazların tutanak içeriğinde paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği saptanmalı, bu nedenle sözü edilen taşınmazların tesbit tutanakları ve dayanakları kayıtlar özellikle 2272 parsel sayılı taşınmazın tutanağı getirtilip incelenmeli, R. terekesine dahil menkul mallar var ise terekeden miras payına karşılık menkul mal alan mirasçıların kim yada kimler olduğu duraksamasız saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmeli, mirasçılar arasında yöntemine uygun paylaşmanın yapılmadığı sonucuna varıldığı takdirde davalılar yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13/B-b maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Y. Yakıcı ile davalı M. ve A. Yakıcı'nın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 06.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy