(3402 S. K. m. 5, 14, 18)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 162 ada 3 ve 4, 161 ada 5, 159 ada 16, 157 ada 2, 171 ada 13 parsel sayılı sırasıyla 308.95 m2, 746,02 m2, 799,62 m2, 9250,55 m2, 546,43 m2 1150,35 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar davalı olduklarından söz edilerek malikaneleri açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Tesbitten önce davacı hazine tarafından davalı H. Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine açılan her iki tescil davasına da A. T. Anıl vergi kaydına, satın almaya yoluyla geçen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak katıldıktan sonra dava dosyaları birleştirilip, görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece hazinenin davasının reddine, katılanın davasının kabulüne, taşı9nmazların tesbit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu taşınmazların tespit gününden önce genel mahkemeye açılan ve görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılan davaların kapsamında kaldığı, 161 ada 5 parsel sayılı taşınmaz ile 162 ada 3 parsel sayılı taşınmazın hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporları içeriğine göre kültür arazisi niteliğinde bulunmadığı 161 ada 5 parsel sayılı taşınmazda meylin %70 162 ada 3 parsel sayılı taşınmazda ise meylin %30 olduğu, 161 ada 5 ve 162 ada 3 parsel sayılı taşınmazlar dışında kalan taşınmazlar üzerinde tespit gününden önce genel mahkemeye açılan, görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılan davanın açıldığı tarihte katılan davacı A. T. Anıl adına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif uygulama, toplanıp, değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Az yukarıda vurgulanan olgular dikkate alındığında kültür arazisi niteliğinde bulunmadığı gibi katılan davacı A. T. Anıl'ın zemini ekonomik amacına uygun kullanmak koşuluyla iktisap sağlayan süreye ulaşan zilyetliklerinin bulunmadığı belirlenen 161 ada 5 ve 162 ada 3 parsel sayılı taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunun 18. maddesi hükmü uyarınca davacı hazine adına tesciline karar verileceği kuşkusuzdur. Öte yandan, mahkemece kadastro tespitlerinin 3402 sayılı Kadastro Kanunun 5. maddesi hükmü uyarınca yapıldığı daha açık bir anlatımla tutanaklarda katılan davacı A. T. Anıl tespit maliki olarak gösterilmiş ise de daha sonra aktarılan davaların varlığı nedeniyle malik hanesinin sonradan çizildiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki, malik hanesi çizilmemiş olsa bile tespit gününden önce taşınmazlar hakkında genel mahkemeye açılan davanın varlığı saptandığına göre malik hanesinin doldurulmuş olmasının hukuksal bir değeri bulunmamaktadır.
Sonuç: Mahkemece bu olgu dikkate alınarak 161 ada 5 ve 162 ada 3 parsel sayılı taşınmazlar dışında kalan taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunun 5. ve 30. maddesi hükümleri dikkate alınarak katılan davacı A. T. Anıl adına tesciline 161 ada 5 ve 162 3 parsel sayılı taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunun 18. maddesi hükmü uyarınca hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 10.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy