(6831 S. K. m. 11)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede orman sınırlandırmasının genel kadastro ile birlikte yapıldığı bu nedenle orman kadastrosunun kesinleşmediği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca 6831 sayılı Orman Kanunun 11. maddesi hükmü uyarınca davada orman idaresinin taraf olması zorunludur. Taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir. O halde öncelikle orman idaresine dava dilekçesi ve duruşma günü 7201 Sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesi uyarınca yöntemine uygun şekilde tebliğ edilmeli, yargılamaya geldiğinde, orman idaresinden, davaya karşı diyecekleri, delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı, husumet bu yolla yaygınlaştırılarak davada taraf koşulu oluşturulmalıdır. Mahkemece taraf koşulu oluşturulmadan işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de;
2- İddia ve savunmaya duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma soruşturma da hüküm vermeye yeterli değildir. Dava ve temyize konu 132 ada 30 parsel sayılı taşınmaza güney batıda komşu 59 parsel sayılı orman niteliği ile, tutanağı düzenlendiği belirtilen taşınmaz hakkında da dava açıldığı, 59 parsel sayılı taşınmazın başka bir dava nedeniyle, davalı olduğu gerekçe gösterilerek 59 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki, davanın usulün 45.maddesine aykırı biçimde tefrik edildiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki, orman yönünden araştırma, soruşturma ve uygulama da yetersiz olduğu gibi yöntemine de uygun değildir.
Kural olarak, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, diğer davayı etkileyeceğinin saptanması halinde davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca, birlikte açılan davaların tefrikine gerek olmadığı gibi, bu niteliği taşıyan ayrı ayrı açılan davaların da birleştirilmesi zorunludur. Bu olgular sağlıklı sonuca varmanın ve dava ekonomisine uymanın temel koşuludur. Mahkemece 59 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak açılan davaların tümünün bu dava ile birleştirilmesi zorunludur. Bu yönlerinde göz ardı edilmiş olması, dahi isabetsizdir.
Sonuç: Davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 06.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy