(3402 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar H. Şen ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Davacıların temyizi 113 ada 37 ve 39 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükümlere yöneliktir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere bu yolla saptanan dava niteliğine göre mahkemece yapılan araştırma soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tutanak bilirkişilerin tümü hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava ve temyize konu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı duraksamasız belirlenmeli, taşınmazların tarafların kök miras bırakanı İsa'ya ait olduğu belirlendiği takdirde ölümünden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde paylaşılıp paylaşılmadığı paylaşılmış ise dava ve temyize konu çekişmeli taşınmazların davacıların miras bırakanı anneleri F.nın ilk eşi Z.'ya mı, yoksa davalı tarafın miras bırakanı Çelebi'ye mi isabet ettiği duraksamasız belirlenmeli, taşınmazların davacıların ortak miras bırakanı anneleri F.'nın ilk eşi Z.'nın miras payına isabet ettiği saptandığı takdirde adı geçenin 1941 yılında çocuksuz vefat ettiği dikkate alınarak Z. mirasçıları eşi F. ile çocuksuz vefat ettiği dikkate alınarak yasal mirasçıları kardeş ya da kardeşleri arasında yöntemine uygun şekilde paylaşılıp, paylaşılmadığı, paylaşma yapılmış ise Z. mirasçılarından kim, yada kimlere isabet ettiği belirlenmeli, temyiz konusu taşınmazların davacıların miras bırakanı anneleri F.'nın ilk eşi Z.'nın miras payına isabet ettiği ve Z. terekesinin paylaşılmadığı saptandığı takdirde davacıların anneleri F.'dan gelen miras payının F. mirasçıları adına tescil edileceği düşünülmeli, kök miras bırakanı İsa'nın ölümünden sonra taşınmazların davalı tarafın miras bırakanı Çelebi'ye isabet ettiği saptandığı takdirde davacıların terekeden miras yoluyla gelen herhangi bir haklarının bulunmadığı, göz önünde tutulmalı, mirasçılar arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için tüm mirasçıların bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer haklarından vazgeçmesi gerektiği düşünülmeli, bu nedenle miras bırakanın tüm terekesi tespit edilmeli, dava ve temyize konu taşınmazlar dışında kalan terekeye dahil dava dışı başka taşınmaz yada taşınmazlar var ise tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar getirtilerek tutanak içeriklerinde paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği incelenmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerin beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde tutanak bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek aykırılık giderilmeli, paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümlü ve aynı verimlilikte taşınmaz mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı göz önünde tutulmalı, miras payına karşılık terekeden menkul mal alanlar var ise hangi mirasçıya ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 03.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy