(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı A. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 149 ada 150 parsel sayılı taşınmaz tutanağında belirtilen hukuksal nedenlere dayanarak davalı taraf adına tespit edilmiştir. Davacı taraf kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve satın almaya dayanılarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın davacı taraf adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu taşınmaz üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Tespit tutanağı bilirkişilerinden S. dinlenmiş, diğer tutanak bilirkişileri dinlenmemiş, nedenleri hüküm yerinde tartışılmamıştır. Kaldı ki, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri soyut nitelikte olaylara dayanmayan gerekçesiz sözlerden ibarettir. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yansız yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tutanak bilirkişilerin tümü hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, tespite bir kayıt ve belge esas alınmadığı, yargılama sırasında tarafların bir kayıt ve belgeye dayanmadıkları dikkate alınarak taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, uzman bilirkişiden ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi dava niteliği ve içeriği itibariyle kadastro tespitine itiraz davası olduğu halde davalı tarafın taşınmaza el atmasının önlenmesine karar verilmiş olması ve dava ekonomisine aykırı düşecek şekilde iki fen bilirkişisinin gereksiz yere keşfe götürülerek yargılama giderlerinin artımına neden olunması ayrıca usulün 276. maddesi hükmüne aykırı şekilde bilirkişinin en az bir en çok üç kişi olacağı dahi göz ardı edilmiş olması isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 3.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy