(1086 S. K. m. 259) (3402 S. K. m. 19)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı S. Sağlam tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 106 ada 12 parsel sayılı 14208,71 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davacı M. Yıldırım ile davalı O. ve S. Sağlam ve G. Yıldırım adına tespit edilmiştir. Taşınmaz üzerinde bulunan muhtesat niteliğindeki evin ise İbrahim oğlu O. Sağlam'a ait olduğu 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19. maddesi hükmü uyarınca tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmiştir. Davacı M. Yıldırım, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak söz konusu muhtesatın evin kendisine ait olduğunu öne sürerek tutanağın beyanlar hanesindeki şerhe yönelik olarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne 106 ada 12 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline beyanlar hanesine, taşınmaz üzerindeki evin davacı M. Yıldırım'a ait olduğunun şerh edilmesine karar verilmiş; hüküm davalı S. Sağlam tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Hükme dayanak yapılan, yerel bilirkişi ve tanık sözleri davanın niteliğine uygun olmayan, soyut nitelikte gerekçesiz, somut olaylara dayanmayan gerekçesiz sözlerden ibarettir. Öte yandan davacı tarafın gösterdiği tanıklar usulün 259. maddesi hükmüne aykırı biçimde dava ve temyize konu muhdesatın üzerinde bulunduğu, taşınmaz başında dinlenmemiş, duruşmada dinlenmiş, nedenleri ise hüküm yerinde gerekçeleriyle açıklanmamıştır. Her ne kadar dava niteliği itibariyle muhtesatın aidiyetinin tesbitine ilişkin olup, zemine yönelik değilse de iddia ve savunma ve saptanan dava niteliği dikkate alındığında muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazın başında dinlendikleri takdirde, uyuşmazlığın daha sağlıklı bir çözüme kavuşturulacağı kuşkusuzdur.
Mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar tesbit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde aidiyetinin tesbiti istenen muhdesatın üzerinde bulunduğu 106 ada 12 parsel sayılı, taşınmaz başında, yeniden keşif yapılmalı, dava ve temyize konu muhdesatın hangi günde, kim ya da kimler tarafından kimin ya da kimlerin ekonomik katkılarıyla yaptırıldığı yolunda, yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tesbit tutanağı bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek hükme dayanak yapılan, keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasında aykırılık varsa giderilmeli, 106 ada 12 parsel sayılı taşınmazın, tesbit tutanağının, beyanlar hanesinde gösterilen muhdesatın kadastro tespit günündeki cinsi, yaşı ve niteliği ile, aidiyetinin tesbiti istenen muhdesatın kadastro tespit günündeki cinsi, yaşı ve niteliği ile aidiyetinin tespiti istenen muhtesatın hali hazır cinsi, yaşı ve niteliği arasında fark yada farklılıklar olup olmadığı uzman bilirkişi aracılığı ile duraksamasız belirlenmeli, fark yada farklılıklar var ise yerel bilirkişi ve tanıklardan iyileştirme giderleri yapılıp yapılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, iyileştirme yapılmış ise kim yada kimler tarafından iyileştirme giderleri yapıldığının ve iyileştirmenin niteliği ve kapsamı ayrıca uzman bilirkişiye açıklattırılmalı, uzman bilirkişiden bu konuda keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, dava ve temyize konu muhdesatın, taşınmaz üzerindeki konumu, yaşı, cinsi, niteliği, haritada ayrıntılı şekilde göstertilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, olduğu gibi kabule göre de davanın niteliği gözardı edilerek ve usulün 74. maddesi hükmüne aykırı şekilde dava dışına çıkılarak zemini de kapsayacak ve yanları için kesin hüküm oluşacak şekilde hüküm kurulması dahi isabetsiz davalı S. Sağlam'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy