(1086 S. K. m. 73) (7201 S. K. m. 28, 35)
Dava: Muhtesatın aidiyetinin tesbiti istemiyle açılan davada mahkemece verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı İbrahim L. tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava niteliği ve içeriği itibariyle 13759 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki muhdesatların aidiyetinin tesbitine ilişkindir. Davalılardan Nurten D.'e dava dilekçesi ve duruşma günü 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesi uyarınca yöntemine uygun şekilde tebliğ edilmemiştir. Kaldı ki adı geçene daha sonra yapılan tebligatlar ise sözü edilen Tebligat Yasasının 35. maddesi hükmü uyarınca yapılmıştır. Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan ve görülmekte olan dava ile derdest bu dava birbirinden bağımsız ayrı davalardır. Hal böyle olunca adı geçen davalı Nurten D.'e yöntemine uygun biçimde tebligat yapılması zorunludur.
Kural olarak 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesi hükmü uyarınca gerçek ya da tüzel kişiye tebligat yapılabilmesi için adı geçene daha önce 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesi uyarınca yöntemine uygun şekilde tebligat yapılmalı, ilgilinin adres değişikliğini yetkili merciye somut olayda mahkemeye bildirmediği takdirde aynı yasanın 35. maddesi hükmü uyarınca tebligat yapılabilir. Ne var ki mahkemece bu yönler üzerinde durulmamıştır. Hal böyle olunca davada taraf koşulunun oluşturulmadığı kuşkusuzdur. Taraf koşulunun oluşturulmamış olması öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre başlı başına bozma nedenidir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesi uyarınca davalı Nurten D.'e dava dilekçesi ve duruşma günü yöntemine uygun şekilde tebliğ edilmeli, gerektiğinde tebliğe elverişli adresi zabıta aracılığı ile araştırılmalı, adı geçenin adresinin meçhul olduğu kanısına varıldığı takdirde 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 28. maddesi hükmü uyarınca davalı Nurten'e ilan yoluyla tebligat yapılmalı, adı geçen duruşmaya geldiğinde davaya karşı diyecekleri delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece davada taraf koşulu oluşturulmaksızın işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı İbrahim L.'nın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 03.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy