(4721 S. K. m. 704)
Dava: Muhdesatın aidiyetinin tesbiti istemi ile açılan davada mahkemece verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre, dava niteliği ve içeriği itibariyle 40026 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatların aidiyetinin tespitine ilişkindir.
Mahkemece, bozma kararına uyulmuştur. Kural olarak bozma kararına uyulmakla, orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda, lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Öte yandan bozma kararı dışında kalan yönler ise, kesinleşir. Kuşkusuz maddi yanılgıya dayalı bozma kararına uyulmuş olması, kazanılmış hak oluşturmaz.
Aidiyetinin tespiti istenen dava ve temyize konu muhtesatların üzerinde bulunduğu 40026 ada 3 parsel sayılı taşınmaz hakkında, görevli sulh mahkemesinde ortaklığın giderilmesi davasının, 21.2.2003 tarihinde açıldığı 40026 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan dava ve temyize konu muhtesatların aidiyetinin tespitine ilişkin davanın ise 18.9.2002 gününde açıldığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Öğretide ve uygulamada, kararlılık kazanan yerleşik görüşe göre hukuki yarar dava koşuludur. Kural olarak, tesbit hükmünün tehlikeyi ortadan kaldıracak nitelikte olması zorunlu olduğu gibi davacının hukuken korunma ihtiyacı da hali hazırda bulunmalı, özellikle hukuki yarar koşulu tesbit davasının açıldığı günde mevcut olmalı ve hüküm verilene değin varlığını da sürdürmesi zorunludur. Aidiyetin tespiti davasının açıldığı 18.09.2002 gününde aidiyetinin tesbiti istenen muhdesatların üzerinde bulunduğu taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının bulunmadığı sözü edilen davanın daha sonra 21.02.2003 tarihinde açıldığı dikkate alındığında davacının, dava açmakta hukuksal bir yararının bulunmadığının kabulü gerekir. Daha sonra aidiyetinin tespiti istenen muhtesatların üzerinde bulunduğu taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi davasının açılmış olması sonuca etkili değildir. Bu olgu davacı yararına hukuksal bir sonuç doğurmaz.
Sonuç: Mahkemece, az yukarda açıklanan olgular dikkate alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 27.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy