(3402 S. K. m. 19) (2942 S. K. m. 11)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine ile davacılar ve katılan Seyit Sivri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava ve temyize konu 1021, 1022, 1023, 1027 ve 1030 parsel sayılı taşınmazların bölgede yapılan kadastro tespitinden önce kesinleşen orman sınırlandırma harita ve tutanağının kapsamı dışında kaldığı orman sayılan yerlerden olmadığı, davacı-davalı hazine dışında kalan tarafların taşınmazlarda zemini ekonomik amacına uygun olarak kullanmak koşulu ile iktisap sağlayan süreye ulaşan zilyetliklerinin bulunmadığı mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Öte yandan dava ve temyize konu 1021, 1022, 1023, 1027 ve 1030 parsel sayılı taşınmazların tespit tutanaklarının beyanlar hanesinde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19. maddesi hükmü aracılığıyla 2942 sayılı Yasanın değişik 11. maddesi hükmü uyarınca hazine dışındaki davacı-davalıların taşınmazlarda zilyet olduğu da gösterilmemiştir. Yerel mahkemece bu konuda "hüküm kurulmasına yer olmadığına" karar verildiği dosya içeriği, oluşturulan hükmün kapsamı ve gerekçesi ile belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre tarafların tüm temyiz itirazlarının reddi ile 1021, 1022, 1023, 1027 ve 1030 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükümlerin ONANMASINA, Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
2- Davacı-davalı hazine ile davacı-davalı M. Cahit Alibeşeoğlu'nun 1020 ve 1026 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava ve temyize konu 1020 ve 1026 parsel sayılı taşınmazların tespit gününden önce bölgede yapılan ve kesinleşen orman sınırlandırma harita ve tutanağının kapsamı dışında kaldığı orman sayılan yerlerden olmadığı toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Yerel mahkemece oluşturulan hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde 1020 parsel sayılı taşınmazın davacı-davalı Turhan Şahin adına, aynı hükmün 3 numaralı bendinde ise 1020 parsel sayılı taşınmazın davacı-davalı hazine adına tesciline karar verildiği dikkate alındığında dava ve temyize konu 1020 parsel sayılı taşınmaz hakkında birbiri ile çelişkili mütenakız hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Kural olarak kadastro hakimi infazı mümkün doğru sicil oluşturmakla yükümlüdür. Bu olgu başı başına bozma nedenidir. Öte yandan mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava ve temyiz konusu 1020 ve 1026 parsel sayılı taşınmazların bir bölümünün eylemli biçimde çalılık olduğu bir bölümünün çayır niteliğinde olduğu saptanmıştır. Hal böyle olunca dava ve temyize konu 1020 ve 1026 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde davacı-davalı Turhan Şahin'in zemini ekonomik amacına uygun olarak kullanmak koşulu ile iktisap sağlayan süreye ulaşan zilyetliğinin bulunmadığının kabulü gerekir. Her ne kadar davacı-davalı Turhan Şahin 1020 parsel sayılı taşınmazı 8.10.1998 günlü, 1026 parsel sayılı taşınmazın ise 28.6.1998 günlü senetle satın aldığını öne sürmüştür. Taşınmazların tespiti 6.10.2000 tarihinde yapılmıştır. Kadastro tespitinin yapıldığı gün ile dava ve temyize konu taşınmazların satın alındığı gün arasında bağımsız iktisap sağlayan 20 yıllık süre dolmadığı gibi davacı-davalı Turhan Şahin'in bayiinin ekleme zilyetliğine dayanmış olması da yararına hukuksal bir sonuç doğurmaz. Gerçekten satıcının bir başka deyişle davacı-davalı Turhan Şahin'in bayiinin taşınmazlarda sürdürdüğü zilyetliğin süresi, niteliği yönünden saptanan yerel bilirkişi ve tanık sözleri olaylara dayanmayan saik ve sebebi belli olmayan gerekçesiz soyut nitelikteki sözlerden ibarettir. Açıklanan nedenlerle davacı-davalı M. Cahit Alibeşeoğlu'nun yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
Sonuç: Mahkemece az yukarıda vurgulanan hukuksal olgular dikkate alınarak dava ve temyize konu davacı-davalı M. Cahit Alibeşeoğlu ile davacı-davalı Turhan Şahin tarafından açılan 1020 ve 1026 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davaların reddine, 1020 ve 1026 parsel sayılı taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanununun 18. maddesi hükmü uyarınca davacı-davalı hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı-davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile 1020 ve 1026 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükmün davacı-davalı hazine yararına BOZULMASINA, 28.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy