(4342 S. K. m. 6, 19, 26, 27) (3402 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 113 ada 43 parsel sayılı 12300 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hak kazandırıcı süreye ulaşan zilyetliği olduğundan söz edilerek davalı H. Gün adına, aynı ada 44 parsel sayılı 29800 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise, bağışlamaya ve hak kazandırıcı süreye ulaşan zilyetliğe dayanılarak davalı M. Demir ve paydaşları adına ayrı ayrı tespit edilmiştir. Davacı Tarım Orman ve Köy İşleri Bakanlığı taşınmazların mera tahrir kaydı kapsamında bulunduğunu öne sürerek taşınmazların mera niteliğiyle sınırlandırılmaları istemi ile ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçe gösterilerek davaların reddine, taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı tarafından temyiz edilmiştir.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan yerleşik görüşe göre kamu malı niteliğindeki meraların çıplak mülkiyeti hazineye, intifaı ise bulunduğu köy ya da Belediye Tüzel kişiliğine aittir. Öte yandan kural olarak 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliğiyle sınırlandırılmak suretiyle tesbit edilen taşınmazlara yönelik olarak açılan davalarda da hazinenin ve taşınmazın bulunduğu köy ya da Belediye Tüzel Kişiliğinin taraf olması zorunludur.
Somut olaya, az yukarıda saptanan hukuksal olgular eşliğinde bakıldığında, davanın hazine tarafından açılması zorunludur. Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre, dava, kişisel bir hakkı ihlal edildiği kanısına varan gerçek yada tüzel kişinin yargı yerinden koruma (himaye) istemesidir. Hal böyle olunca Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının bu nitelikteki hakka etkin bir davayı açmaya yetkisi yoktur. Daha açık bir anlatımla davacının husumeti tevcihe yetkisi yoktur. Bir başka deyişle davacının aktif husumet ehliyeti yoktur. 4342 sayılı Yasanın 6, 19, 26 ve 27 maddeleri hükmünde sözü edilen yönetimsel işlemler arasında mera niteliğiyle sınırlandırılmak suretiyle tesbit edilen taşınmazlar hakkında Tarım ve Köy İşleri Bakanlığına dava açma yetkisi açık ve seçik biçimde verilmemiştir. Öte yandan, davacı Bakanlığın davada hazine vekili tarafından temsil edilmiş olması, davanın hazine tarafından açıldığı hazinenin davada taraf olduğu anlamına gelmeyeceği gibi hazine aleyhine oluşacak bir hükümde hazineyi bağlamayacağı kuşkusuzdur.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı tarafın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, ilam harcı alınmasına yer olmadığına, 01.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy