(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 83)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 195 ada 244, 246, 247 ve 313 parsel sayılı sırasıyla 4836,56m2, 4920,40m2 3021,54m2 ve 551,05m2 yüzölçümündeki taşınmazlar zilyetleri yararına edinme koşullarının gerçekleşmediğinden söz edilerek davalı hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı Yani Manyar miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında dava dilekçesini ıslah ile bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazların tesbitinin iptaline, davacı taraf adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazlar üzerinde adına tescil kararı verilen davacı taraf yararına tesbit gününde 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Tespitte saptanan hukuksal olgular ile hükme dayanak yapılan keşifte saptanan hukuksal olgular birbiri ile çeliştiği halde tutanak bilirkişileri taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmemiş, dava konusu taşınmazların sınırlarındaki komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar getirtilerek, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerin beyanları denetlenmemiş, uzman bilirkişiden dava konusu taşınmazların tümünü ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik haritalı rapor alınmamış, her bir taşınmaz için ayrı ayrı harita alınarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetleme olanağı ortadan kaldırılmıştır. Öte yandan zilyetlik yönünden yapılan araştırma da yetersizdir. Dava konusu taşınmazların kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmadığı gibi yargılama sırasında da taraflar bir kayıt ve belgeye de dayanmamışlardır. Kaldı ki davacı taraf miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında da davacı davasını ıslah ederek kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve bağışa dayanmıştır. Ne var ki ıslah yöntemine uygun şekilde yapılmamıştır. Islahın ne biçimde yapılacağı HUMK.nun 83 ve onu izleyen maddeleri hükmünde duraksamasız açıklanmıştır. Öte yandan 26.8.2004 günlü dilekçe ile Dimitri Maynar ve Efesttratiya (Kanaki) Maynar müştereken verdikleri imzalı dilekçe ile taşınmazların davacı tarafa bağışlandığını açıklamışlardır. Ne var ki sözü edilen dilekçeyi verenlerin gerçekten dilekçe altında isim ve imzası bulunan kişiler olup olmadığı, kimlikleri dilekçe altında belirlenerek ve hakim tarafından onaylanarak yöntemine uygun şekilde belgelendirilmemiştir. Böylesine yetersiz, sağlıksız, araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar tümü ile getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi taşınmazların tespit tutanaklarında adları geçen tutanak bilirkişilerinin tümü ve tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar, hazır olduğu halde, taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, taşınmazların tespitlerine bir kayıt ve belgenin esas alınmadığı, yargılama sırasında tarafların bir kayıt ve belgeye dayanmadığı dikkate alınarak çekişmeli taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, öte yandan, dava konusu taşınmazların davacı tarafın ortak miras bırakanından miras yoluyla intikal edip etmediği yada miras bırakanın sağlığında dava konusu taşınmazları davacı tarafa bağışlayıp bağışlamadığı konusunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, bu hukuksal olgu duraksamasız saptanmalı, öte yandan, çekişmeli taşınmazların, bir bölümünün tutanaklarında, zilyetliğin, terk edildiği vurgulandığı halde terkin iradi olarak mı, yoksa mücbir sebep tahtında mı olduğu dava konusu taşınmazların terk edilip, terk edilmediği yönü araştırılmalı, tutanak bilirkişileri taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile, yapılması muhtemel keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının beyanları arasında varsa aykırılıklar giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye ve tüm taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları bir arada gösterecek şekilde, geniş kapsamlı, birleşik harita alınmalı dava konusu 246 ve 247 parsel sayılı taşınmazların sınırında eylemli biçimde mera bulunduğu dikkate alınarak bu taşınmazlarla ilgili olarak yöntemine uygun biçimde mera araştırması yapılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy