(1086 S. K. m. 38) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Davacı taraf, kendi adına tesbit edilen dava dışı 131 ada 9 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik olduğunu eksikliğin komşu taşınmazlar içerisinde kaldığını öne sürerek, davalı Köy Tüzel Kişiliğini hasım göstermek suretiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında, davaya konu yapılan taşınmazın, davacı adına tesbit edilen dava dışı 131 ada 9 parsel sayılı taşınmazın batı sınırını oluşturan 10 parsel sayılı hazine adına tesbit edildiği saptanan taşınmaz içerisinde kaldığı belirlenmiştir. Mahkemece hazine davaya dahil edilerek dava dışı 131 ada 10 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi haritasında (A) harfi ile işaretli 2446,09 m2 yüzölçümündeki bölümünün dava dışı davacı adına tesbit edilen ve kesinleşen 131 ada 9 parsel sayılı taşınmaza eklenmesine, aynı haritada (C) ve (E) harfi ile gösterilen kesimlerin dere boşluğu niteliği ile tescil harici bırakılmasına, 131 ada 10 parsel sayılı taşınmazın diğer kısımlarının 131 ada 10 parsel olarak tapuya tesciline karar verilmiştir.
Kural olarak, kadastro davaları, lehine tesbit, ya da kadastro komisyonunca tescile karar verilen gerçek veya tüzel kişiler arasında görülür. Bir başka deyişle kadastro davaları hakları çatışanlar arasında görülür. Davacı tarafından, davaya konu edilen taşınmaz bölümünün dava dışı 131 ada 10 parsel sayılı taşınmazın içerisinde kaldığı sözü edilen taşınmazın hazine adına tesbit edildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davanın açıldığı günde gerçek hasma yöneltilen bir dava bulunmamaktadır. Hazinenin, sonradan davaya dahil edilmiş olması, hazineye, davada gerçek taraf niteliği kazandırmaz. Öte yandan kendisine husumet yöneltilen Köy Tüzel Kişiliği tesbitin tarafı değildir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de usulün 74. maddesi hükmüne aykırı biçimde dava dışına çıkılarak karar verilmesi dahi isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy