(1086 S. K. m. 388)
Dava : Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kural olarak öğretide ve uygulamadaki yerleşik görüşe göre, kişisel hakkı ihlal edildiği kanısına varan gerçek ya da tüzel kişinin yargı yerinden koruma istemesini içeren talebi dava olarak nitelenmektedir. Somut olayda dava konusu taşınmazın tespitine, O. adına kanuni temsilcisi sıfatıyla eşi Ş. itiraz etmiştir. Kadastro komisyonunca itirazın reddine karar verilmesi üzerine, aleyhindeki komisyon kararının Ü'nün kanuni temsilcisi eşi Ş'ye tebliğ edildiği, Ş'nin kadastro komisyon kararına karşı yasal süresinde dava açtığı, yargılama sırasında da davacı asil Ü'nün Avukat M.E. tarafından temsil edildiği iddia ve savunma, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler ile dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca dava ve temyize konu 25 ada 121 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak davacı Ü'nün eşi ve kanuni temsilcisi olduğu belirlenen Ş. tarafından taşınmazın kendi adına tescili için bir dava açılmadığı tartışmasızdır. 1985/135-1987/79 E-K sayılı ve 09.02.1987 günlü hükümle de taşınmazın O. adına tesciline karar verilmiş. Sözü edilen hüküm davalı Hazine'nin temyizi üzerine bozma kararında açıklanan nedenlerle bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın O. adına dava açan kanuni temsilcisi eşi Ş. adına tesciline karar verilmiştir. Hal böyle olunca yerel mahkemenin oluşturduğu hükmün az yukarıda saptanan olguların ışığı altında hukukun temel kurallarına ve dosya içeriğine uygun olmadığı kuşkusuzdur. Kural olarak mahkemece oluşturulacak olumlu ya da olumsuz hükmün davanın gerçek tarafları adına oluşturulması zorunludur. Dava açmayan bu nedenle davanın gerçek tarafı olmayan gerçek ya da tüzel kişi hakkında hüküm oluşturulması usul hukukunun öğelerine aykırıdır. Daha açık bir anlatımla "DAVA YOK İSE OLUMLU YA DA OLUMSUZ HÜKÜM DE YOKTUR" Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek dava konusu taşınmazın davacı asil Ü'nün kanuni temsilcisi Ş. adına tesciline karar verilmesi isabetsiz,
Sonuç: Davalı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 11.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy