(3402 S. K. m. 12, 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 186 ada 2 parsel sayılı 2187,95 m2 yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydına, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı Mustafa adına tespit edilmiştir. Davacı Ali miras yolu ile gelen hakka paylaşmaya dayanarak ve davalının fer'i zilyet olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere ve özellikle dava ve temyize konu 186 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağı içeriğine göre tapuda kayıtlı olmadığı bu nedenle menkul mal hükümlerine tabi olduğu saptanan dava konusu taşınmaz hakkında açılan davada dilekçe içeriğine göre davacının duraksamaya meydan vermeyecek şekilde paylaşmaya dayanarak daha açık bir anlatımla mirasçılar arasında paylaşmanın yapıldığını dava ve temyize konu taşınmazın kendi miras payına düştüğünü öne sürerek dava açtığı anlaşılmaktadır.
Mirasçılar arasında paylaşmanın yapıldığı yanlar arasında uyuşmazlık konusu olmadığına göre mirasçı taraflar arasında iştirakın son bulduğunun kabulü gerekir. Paylaşmanın 26.5.1980 gününde yapıldığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Dava ve temyize konu taşınmazın kadastro tespiti ise 13.10.2004 tarihinde yapılmıştır. Kadastro tespitinin yapıldığı gün ile paylaşmanın yapıldığı gün arasında tapuda kayıtlı olmayan bu nedenle menkul mal hükümlerine tabi bulunduğu belirlenen dava ve temyize konu taşınmaz üzerinde davalı tarafın davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde tanımlamasını bulan şekilde iktisap sağlayan 20 yılı aşkın süre ile zilyet olduğu mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ve dosya kapsamı ile belirlenmiştir. Kadastro tespitine kadar yanlar arasında herhangi bir uyuşmazlık da çıkmamıştır.
Taraflar dışında dava dışı başka mirasçı yada mirasçılar var ise koşullarının varlığı halinde 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesi hükmünde öngörülen hak düşürücü süre içerisinde kesinleşen kadastroya karşı genel mahkemede dava açabilecekleri kuşkusuzdur.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı tarafın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 22.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy