(3402 S. K. m. 36)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 108 ada 144 parsel sayılı taşınmaz tutanağında belirtilen hukuksal nedenlere dayanılarak davalı hazine adına tesbit edilmiştir.
Davacı taraf kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece davanın reddine dava konusu taşınmazın tesbit gibi davalı taraf adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre kadastro tesbitine bir kayıt ve belge esas alınmadığı yargılama sırasında tarafların bir kayıt ve belgeye dayanmadıkları dosya içeriği ile belirlenmiştir. Davacı taraf kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmıştır. Davalı hazine taşınmazın kültür arazisi niteliğinde bulunmadığını, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu savunmuştur.
Dava dosyası içeriğine göre dava dosyasının keşfe hazır hale geldiği anlaşılmaktadır. Ne var ki mahkemece taşınmaz başında yöntemine uygun şekilde keşif uygulama ve araştırma yapılmamıştır. Hükme uzman ziraatçı bilirkişi raporu ile taşınmazın fiziksel yapısını sergileyen bir fotoğraf esas alınmıştır. Fotoğrafın hangi günde kim ya da kimler tarafından çekildiği anlaşılmadığı gibi fotoğraf arkasına bu konuda mahkemece herhangi bir kayıtta düşülmemiştir. Böylesine yetersiz ve sağlıksız araştırma ile hüküm kurulamaz.
O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için,
3402 Sayılı Kadastro Kanununun 36.maddesi hükmü dikkate alınarak keşif giderlerini yatırmak üzere davacı tarafa makul bir önel verilmeli, verilen makul önel içerisinde davacı taraf keşif giderlerini mahkeme veznesine depo ettiği takdirde dava konusu taşınmaza sınırında komşu taşınmazların tümünün tesbit tutanağı varsa dayanağı kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi fen memuru tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ve tesbit tutanağı bilirkişileri özellikle dava dosyasına rapor ibraz eden uzman ziraatçı bilirkişi hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tesbit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tesbit tutanağı bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, komşu taşınmazların tesbit tutanağı içeriği varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, bundan sonra dava dosyasına rapor ibraz eden aynı uzman bilirkişi hazır olduğu halde mahkemece dava ve temyize konu taşınmaz görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, toprak yapısı incelenmeli, komşu taşınmazlarla mukayesesi yapılmalı, mahkemenin bu gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, uzman bilirkişi fen memurundan haritalı rapor alınmalı, dava dosyasına rapor ibraz eden uzman ziraatçı bilirkişiden de dava ekonomisine uygun düşecek biçimde mahkemenin gözlemi ile dosyaya ibraz ettiği raporda dikkate alınarak mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ek rapor alınmalı, dava dosyasına ibraz edilen fotoğraf bu maddi ve hukuki olgular eşliğinde toplanan ve toplanacak tüm delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy