(3402 S. K. m. 12, 14) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Kadastro tespitine dayalı olarak oluşan tapu kaydının iptali istemi ile açılan davada mahkemece verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava niteliği ve içeriği itibariyle 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesi hükmüne dayalı kesinleşen kadastroya karşı açılan dava niteliğindedir.
Davacı taraf kendi adına tesbit edilen dava dışı 406 ada 24 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün dava konusu 26 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığını öne sürerek dava açmıştır. Hal böyle olunca yanlar arasındaki uyuşmazlık ortak sınıra ilişkindir. Davacı taraf tescil hükmüyle oluşan tapu kaydı ile 17.10.1996 tarih 26 sayılı noterce düzenlenen taahhütnameye dayanmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlığın, saptanan niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının ve tescil hükmünün dayanağı haritanın ölçeksiz olduğu uzman bilirkişi tarafından hükme dayanak yapılan haritada ise ölçeğin 1/500 olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, kadastroca düzenlenen geniş kapsamlı kadastro paftası dava dosyasına getirtilmemiştir. Öte yandan uzman bilirkişiler İsmet K. ve A.Hakan A. tarafından düzenlenen haritanın dayanağı raporda keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermemektedir.
O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle dava dışı 24 parsel sayılı taşınmaz ile davaya konu 26 parsel sayılı taşınmaza sınırlarında dıştan komşu taşınmazları bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita kadastro müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel ve uzman bilirkişi tapu fen memuru hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle, geniş kapsamlı kadastro paftası yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada, kadastro paftasında tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, taraf taşınmazlarının zemindeki konumu bu yolla belirlenmeli, davacı tarafın tutunduğu tescil hükmüyle oluşan tapu kaydının dayanağı haritanın ölçeksiz olduğu, haritada kenar uzunluklarının gösterildiği dikkate alınarak yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle tescil hükmüyle oluşan tapu kaydının dayanağı harita yerine uygulanmalı, kapsamı belirlenmeli, tescil hükmünün dayanağı harita yerine uygulanırken doğuda, batıda ve güneyde tarif edilen değişmez nitelikte sınır yeri kabul edilebilecek kişi taşınmazları ile kuzeyde tarif edilen yol esas alınmalı, bu yolla kadastro paftası ile tescil hükmüyle oluşan tapu kaydının dayanağı harita çakıştırılmalı, davacının dayandığı tapu kaydının dayanağı haritanın davaya konu yapılan taşınmaz kesimini kapsayıp, kapsamadığı duraksamasız belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, dayanılan 17.10.1996 tarih 26 sayılı noterce düzenlenen sözleşmenin içeriği dikkate alınarak davacı yararına, bir hak, oluşturup, oluşturmadığı incelenip irdelenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve uygulama yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 01.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy