(3402 S. K. m. 5, 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 104 ada 11 ve 21; 105 ada 43; 109 ada 7, 11, 12, 13, 14, 38, 42; 113 ada 28 parsel sayılı yüzölçümleri tutanaklarında gösterilen taşınmazlar davalı olduğundan söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak sureti ile tespit edilmiştir. Tespitten önce davacı Ali ve Mustafa Sönmez tarafından davalı hazine ile Beyyurdu Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesine ayrı ayrı açılan tescil davaları görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacıların davalarının kabulüne, 105 ada 43 parsel sayılı taşınmazın davacı Ali Sönmez 104 ada 11 ve 21; 109 ada 7, 11, 12, 13, 14, 38, 42 ve 113 ada 28 parsel sayılı taşınmazların davacılar Ali ve Mustafa Sönmez adlarına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava temyize konu taşınmazlar üzerinde tespit gününden önce Asliye Mahkemesine açılan ve görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılan davanın açıldığı tarihte adlarına tescile karar verilen zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, davada yöntemine uygun şekilde taraf koşulunun oluşturulmadığı anlaşılmaktadır.
Dava ve temyize konu taşınmazlar davalı olduklarından söz edilerek 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca malikhaneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Her ne kadar 104 ada 11 ve 21, 109 ada 11 parsel sayılı taşınmazlar tutanağında belirtilen hukuksal nedenlere dayanılarak Veysel kızı Elif Sönmez adına, 109 ada 13 parsel sayılı taşınmaz ise Mevlüt Kozan adına yanılgı ile tespit edilmiş ise de, saptanan bu olgu adı geçenlerin davada taraf olmalarını gerektirir. Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre tespitten önce açılan bir davanın varlığının saptanması halinde taşınmazların tespitinin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca yapıldığının kabulü gerekir. Az yukarıda açıklanan yanılgı Veysel kızı Elif Sönmez ile Mevlüt Kozan'ın davada taraf olmalarını gerektirir. Adı geçenler yönünden başkaca bir hukuksal sonuç doğurmaz. Öte yandan aktarılan davanın kapsamı da yöntemine uygun şekilde belirlenmemiştir. Taraf koşulunun oluşturulmamış olması ise başlı başına bozma nedenidir.
O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için 104 ada 11 ve 21, 109 ada 11 parsel sayılı taşınmazın tespit maliki Veysel Kızı Elif Sönmez ile 109 ada 13 parsel sayılı taşınmazın maliki Mevlüt Kozan'a dava dilekçesi ve duruşma günü 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve nizamnamesi uyarınca yöntemine uygun şekilde tebliğ edilmeli, bu yolla husumet yaygınlaştırılarak davada öncelikle taraf koşulu oluşturulmalı, yargılamaya geldiklerinde adı geçenlerden davaya karşı diyecekleri delilleri ayrı ayrı sorulup saptanmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yerel ve uzman bilirkişi hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, tespitten önce genel mahkemeye açılan ve görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılan davaların dayanağı, dava dilekçeleri yerel bilirkişiye ayrı ayrı okunmalı, davaya konu yapılan taşınmazlar yerel bilirkişiye zeminde ayrı ayrı göstertilmeli, uzman bilirkişiden geniş kapsamlı kadastro paftasını davaya konu olduğu yerel bilirkişice gösterilen taşınmazlara ablike etmesi istenmeli, bu yolla aktarılan davanın konusu olan taşınmazlar duraksamasız belirlenmeli, gerektiğinde tarafların bu konuda sözlü açıklamaları da alınmalı, uyuşmazlığın aktarılan davaların konusu olan taşınmazlarla sınırlı olarak çözümleneceği düşünülmeli, dava ve temyize konu yapılan taşınmazların tümü ya da bir bölümü aktarılan davaların kapsamı dışında kaldığı takdirde, aktarılan davaların kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmazların, olağan yönteme göre kadastrolarının tamamlanması için tutanak ve eki belgelerinin kadastro müdürlüğüne gönderileceği düşünülmeli, taşınmazların tümünün aktarılan davaların kapsamında kaldığı saptandığı takdirde toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece davada taraf koşulu oluşturulmaksızın ve aktarılan davaların kapsamı sağlıklı biçimde belirlenmeksizin işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 05.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy