(3402 S. K. m. 14, 15)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Adem Kabak ve paydaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 141 ada 1, 142 ada 1, 2, 4 ve 5, 173 ada 10 ila 16, 22 ila 29, 174 ada 1, 177 ada 1 ila, 5 parsel sayılı yüzölçümleri tutanaklarında yazılı taşınmazlardan 141 ada 1 ve 142 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak, 142 ada 2, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak, 173 ada 10 ila 16 ve 177 ada 1 ila 5 parsel sayılı taşınmazlarda tapu ve vergi kaydına, satın almaya, bağışa ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 173 ada 22 ila 29 parsel sayılı taşınmazlar ise vergi kaydına, satın almaya, bağışa ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak sırasıyla davalı Hasan, Naime, Ramazan Kabak, Fatmana Abay, Teslime Boz, İbrahim, Fatma, Seray, Fatma Kabak ve Emine Sandıraz, Gülay Özçelik, Ali Şentürk, Ali Alper Şentürk, Hacer Şentür, Mustafa Sandıraz, İsa ve Muammer Sandıraz, Ayşe Bakır, Emine Sandıraz adına ayrı ayrı tesbit edilmiştir. Davacı Adem Kabak ve paydaşları miras yoluyla gelen hakka dayanarak mirasçılar arasında paylaşma yapılmadığını öne sürerek dava açmıştır. Davacı-davalı Ali Şentürk 177 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kendisine ait olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacı Adem Kabak ve paydaşlarının davalarının reddine, davacı-davalı Ali Şentürk'ün davasının kabulüne, 177 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davacı-davalı Ali Şentürk adına 173 ada 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 174 ada 1, 177 ada 1, 3, 4, 5, 141 ada 1, 142 ada 1, 2, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların tesbit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Adem Kabak ve paydaşları tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre, taraflar arasında dava ve temyize konu taşınmazların ortak miras bırakan Mehmet'ten kaldığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılıp, yapılmadığı yönünde toplanmıştır.
Kural olarak, ortak miras bırakanın, ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın yapıldığının kabul edilebilmesi, için ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi gerekir.
Davacı taraf, dava konusu taşınmazlarda miras payı bulunduğunu öne sürerek dava açmıştır. Davalı taraf, dava ve temyize konu taşınmazların yöntemine uygun şekilde yapılan paylaşma sonucunda kendilerinin miras payına isabet ettiğini savunmuştur. Gerçekten, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında az yukarıda vurgulanan biçimde yöntemine şekilde paylaşmanın yapıldığı, dava ve temyize konu taşınmazların davalıların miras payına isabet ettiği, bir bölüm taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı Mehmet'in eşi tarafların annesi Fatma'ya ait olduğu, paylaşmanın yapıldığı günde henüz ergin olmayan bir başka deyişle reşit olmayan mirasçıların (kanuni temsilcileri) velileri tarafından paylaşmada, temsil edildiği dava ve temyize konu taşınmazlardan 177 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davacı-davalı Ali Şentürk'e ait olduğu, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen deliller ile belirlenmiştir. Öte yandan paylaşmanın yapıldığını gösteren 12.9.1973 günlü senedin düzenlendiği gün ile dava ve temyize konu taşınmazların kadastro tesbitlerinin yapıldığı 2.7.2002 günleri arasında yanlar arasında herhangi bir uyuşmazlığın çıkmadığı, paylaşmanın taraflarca benimsendiği saptanmıştır. Kural olarak öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre yöntemine uygun olarak yapıldığı saptanan paylaşmada her bir mirasçıya aynı verimlilikte yada eşit yüzölçümlü taşınmaz mal isabet etmesi paylaşmanın koşulu değildir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı Adem ve paydaşlarının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 15.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy